Açık cinsel betimleme içermeyen dijital ensest anlatıları, aile içi cinsel sınırların ihlalini kurmaca veya anlatısal biçimde işleyen, ancak çocukların açık cinsel görüntülerini veya doğrudan cinsel eylemleri göstermek zorunda olmayan dijital içeriklerdir. Ida Musofiana, Rizki Adi Pinandito, Noor Lailatul Izza ve Ahmed Kheir Osman tarafından gerçekleştirilen çalışma, bu tür içeriklerin mevcut çocuk koruma ve siber hukuk düzenlemelerinde neden kolayca sınıflandırılamadığını doktriner hukuk yöntemiyle incelemektedir. Araştırma, pozitif hukuk, dijital etik ve İslam hukukundaki maqāṣid al-sharīʿah ilkelerini birleştiren önleyici ve orantılı bir düzenleme yaklaşımı geliştirmektedir. Ancak çalışma çocuklar üzerinde maruziyet veya zarar ölçümü yapmamış; önerilen risk ve düzenleme modelini ampirik olarak test etmemiştir.
Çalışmanın çıkış noktası, çocukların cinsel sömürüsüne ilişkin birçok hukukî düzenlemenin açık görüntü, belirlenebilir mağdur, doğrudan sömürü veya açık cinsel davranış gibi somut unsurlara odaklanmasıdır. Yazarlar, açık olmayan fakat aile içi cinsel sınırları anlatısal olarak yeniden çerçeveleyen dijital içeriklerin bu eşiklerin dışında kalabildiğini ve bunun bir düzenleme boşluğu oluşturabileceğini savunmaktadır.
Kaynak çalışma, bu içeriklerin otomatik biçimde suç sayılmasını önermemektedir. Bunun yerine bir dijital anlatının kamusal düzenleme bakımından değerlendirilmesine yardımcı olabilecek üç risk göstergesi ortaya koymaktadır: içeriğin dışsallaşması ve paylaşılması, kapalı bir özel alanın ötesinde erişilebilir olması ve platform yapısının içeriğin çocuklar dahil amaçlanmayan ya da kırılgan kullanıcılara ulaşmasını öngörülebilir hale getirmesi.
Bu risk değerlendirmesinin ardından üç katmanlı bir düzenleme modeli önerilmektedir. Birinci katman hukukî yorumun kümülatif ve bağlama bağlı riskleri dikkate alabilmesini; ikinci katman platform düzeyinde yaş temelli erişim, içerik sınıflandırması, algoritmik hesap verebilirlik ve risk duyarlı moderasyon gibi ceza dışı önlemleri; üçüncü katman ise etik ve maqāṣid al-sharīʿah temelli normatif rehberliği kapsamaktadır.
1. Araştırmanın temel problemi
Çocukların dijital ortamda cinsel sömürüden korunmasına yönelik hukukî sistemler çoğunlukla kolayca tanımlanabilen somut zarar biçimlerine göre kurulmuştur. Çocuk cinsel istismar materyali, çevrimiçi cinsel amaçlı yaklaşma ve açık cinsel görüntülerin üretilmesi veya dağıtılması gibi davranışlar bu çerçevenin tipik konularıdır.
Kaynak araştırmanın ele aldığı problem farklıdır. Bir dijital içerik açık cinsel görüntü göstermiyor, belirlenebilir gerçek bir çocuk mağdur içermiyor ve doğrudan bir cinsel eylemi betimlemiyorsa mevcut ceza hukuku eşiklerinin dışında kalabilir. Buna rağmen içerik aile içindeki cinsel ve kuşaklar arası sınırların ihlalini normal, romantik veya kabul edilebilir gösteren anlatısal bir çerçeve kurabilir.
Araştırmacılar bu noktada iki ayrı hukukî soruyu birbirinden ayırmaktadır:
- İçerik mevcut ceza hukuku bakımından suç oluşturuyor mu?
- İçerik suç oluşturmasa bile çocukların korunması bakımından kamusal düzenleme ilgisi doğurabilecek bir risk taşıyor mu?
Çalışmanın ana katkısı ikinci soruya odaklanmasıdır. Araştırmacılar, ceza hukukunun suç oluşturma ölçütlerini otomatik olarak genişletmek yerine, ceza hukukunun altında kalan fakat çocuk koruma bakımından değerlendirilmesi gerekebilecek riskler için farklı düzenleme araçları geliştirmeyi önermektedir.
Açık Olmayan Dijital Cinsel Zarar Nedir?
Açık olmayan dijital cinsel zarar, kaynak çalışmada doğrudan cinsel istismar görüntüsü veya açık cinsel eylem içermeden; anlatı, temsil, tekrar, sembolik çerçeveleme ve dijital dolaşım yoluyla çocukların korunmasıyla ilgili normları etkileyebilecek riskleri tanımlamak için kullanılan normatif bir kavramdır. Kavram, belirli bir içeriğin çocuklarda ölçülmüş zarar yarattığını otomatik olarak ileri sürmez; çalışmanın amacı, mevcut açık içerik merkezli hukukî eşiklerin dışında kalan olası kümülatif ve sembolik riskleri hukukî değerlendirmeye açmaktır.
2. Açık içerik eşiğine dayalı düzenleme
Kaynak çalışmanın eleştirdiği yaklaşım, hukukî müdahalenin çoğunlukla açık ve kanıtlanabilir cinsel sömürü biçimlerine bağlanmasıdır. Bu yaklaşımın önemli bir hukuk devleti gerekçesi vardır: ceza normlarının belirli, öngörülebilir ve kanıtlanabilir olması gerekir.
Açık görüntü, belirlenebilir mağdur veya doğrudan sömürü eylemi gibi unsurlar, hangi davranışın suç olduğunu daha net belirlemeye yardımcı olur. Böylece keyfî cezalandırma riski azaltılabilir.
Kaynak çalışma bu hukukî kesinlik ihtiyacını reddetmemektedir. Sorun olarak gördüğü nokta, çocuk korumasının tamamının yalnız ceza hukuku ve açık sömürü materyali üzerinden düşünülmesidir.
Yazarların yaklaşımında bir içerik ceza hukukunda suç eşiğini geçmese bile platform yönetişimi, yaşa uygun erişim, içerik sınıflandırması veya çocuk koruma politikaları açısından ayrıca değerlendirilebilir.
3. Kümülatif zarar kavramı
Kümülatif zarar, tek bir olayın açık ve hemen ölçülebilen sonucundan çok, tekrarlanan maruziyet veya tekrarlanan toplumsal temsil biçimlerinin zaman içinde oluşturabileceği birleşik risk fikridir.
Kaynak çalışma bu kavramı dijital ensest anlatılarının hukukî değerlendirilmesinde kullanmaktadır. Bir tek anlatının doğrudan belirli bir çocuğa zarar verdiğinin kanıtlanması yerine, belirli anlatı biçimlerinin geniş ölçekte tekrarlanmasının aile içi cinsel sınırların nasıl algılandığı üzerinde etkili olabileceği teorik olarak tartışılmaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli sınır, çalışmanın kümülatif zarar düzeyini ölçmemiş olmasıdır. Herhangi bir maruziyet süresi, tekrar sayısı, etki büyüklüğü veya risk yüzdesi hesaplanmamıştır.
4. Sembolik zarar kavramı
Sembolik zarar, doğrudan fiziksel müdahale yerine temsiller, anlatılar ve anlam çerçeveleri üzerinden ortaya çıkabileceği varsayılan normatif veya kültürel etkiyi ifade eder.
Araştırmacılar ensest temalı dijital anlatıların bazı durumlarda aile içi güç asimetrilerini, yasak ilişkileri veya kuşaklar arası sınırları daha yumuşak, romantik veya nötr bir anlatım içinde sunabileceğini tartışmaktadır.
Bu analiz, belirli bir platformdaki bütün kurmaca içeriğin aynı sonucu oluşturduğunu söylemez. Kaynak çalışma riskin içeriğin niteliğine, dolaşım biçimine, erişilebilirliğine ve hedeflenmemiş kırılgan gruplara ulaşma ihtimaline göre değerlendirilmesini önermektedir.
5. Kültürel normalleşme ne anlama geliyor?
Kaynak çalışmada kültürel normalleşme, daha önce açık biçimde sınır ihlali olarak değerlendirilen bir davranış veya ilişkinin tekrarlanan temsiller yoluyla daha sıradan, kabul edilebilir veya daha az rahatsız edici algılanabilmesine ilişkin teorik süreç olarak kullanılmaktadır.
Bu süreçte anlatı dili önem kazanır. Bir ilişkinin kullanılan kelimelerle yumuşatılması, güç asimetrisinin romantik karşılıklılık gibi sunulması veya aile içi etik çatışmanın yalnız dramatik bir kurgu öğesine dönüştürülmesi, araştırmacıların dikkat çektiği temsil stratejileridir.
Kaynak bu stratejilerin çocuklarda ölçülmüş belirli bir davranış sonucuna yol açtığını ampirik olarak test etmemiştir. Bunlar hukukî ve etik risk değerlendirmesinde kullanılan teorik mekanizmalardır.
6. Dijital ortam neden geleneksel özel fanteziden farklı değerlendiriliyor?
Kaynak çalışmanın temel ayrımlarından biri, zihinde kalan özel düşünce ile çevrimiçi ortamda dışsallaştırılan içerik arasındadır.
Kişinin yalnız zihinsel alanında kalan düşüncesi iletişimsel olarak dolaşıma girmez. Buna karşılık dijital platformda yazılan, yayımlanan veya paylaşılabilen anlatı artık başka kullanıcıların erişebileceği bir iletişim nesnesine dönüşür.
Platformların öneri sistemleri, paylaşım mekanizmaları ve kullanıcı ağları bu içeriğin ilk hedeflenen çevrenin ötesine yayılabilmesini mümkün kılabilir.
Araştırmacılar bu nedenle yalnız içerik üreticisinin “bu bir özel fantezidir” biçimindeki öznel tanımını yeterli görmemekte; içeriğin fiilen nasıl dışsallaştığına ve dağıtıldığına da bakılması gerektiğini savunmaktadır.
Özel Fantezi Ne Zaman Kamusal Düzenleme Sorununa Dönüşüyor?
Kaynak çalışmaya göre dijital bir anlatının kamusal düzenleme açısından değerlendirilmesi üç gözlenebilir koşulla ilişkilendirilebilir: dışsallaşma, yani düşüncenin paylaşılabilir içeriğe dönüştürülmesi; erişilebilirlik, yani içeriğin kapalı veya kontrollü bir çevrenin ötesindeki kullanıcılara açılması; ve öngörülebilir maruziyet, yani platform yapısının içeriğin çocuklar gibi amaçlanmayan veya kırılgan kullanıcılara ulaşmasını makul biçimde mümkün kılması. Bu koşullar otomatik suç kriterleri değil, risk temelli düzenleme değerlendirmesini başlatabilecek göstergelerdir.
7. Dışsallaşma
Dışsallaşma, düşüncenin bireyin zihinsel alanından çıkarak başkalarının okuyabileceği, dinleyebileceği, paylaşabileceği veya çoğaltabileceği bir biçime dönüşmesidir.
Kaynak modelde bu aşama önemlidir; çünkü hukukî değerlendirme yalnız kişinin iç dünyasına değil, toplumsal dolaşıma giren ifadeye yönelmektedir.
8. Erişilebilirlik
Erişilebilirlik, içeriğin hangi kullanıcı gruplarına açık olduğunu ifade eder.
Tamamen kapalı, sınırlı ve kontrollü bir iletişim alanıyla herkese açık veya geniş kullanıcı gruplarına ulaşabilen platform içeriği aynı risk profiline sahip kabul edilmemektedir.
Araştırmacılar bu yüzden içeriğin varlığından çok dağıtım bağlamının da değerlendirilmesini önermektedir.
9. Öngörülebilir maruziyet
Öngörülebilir maruziyet, içerik üreticisinin doğrudan çocukları hedeflemesi şartı olmaksızın, kullanılan dijital platformun yapısı nedeniyle çocukların veya diğer kırılgan kullanıcıların içeriğe ulaşmasının makul biçimde beklenebilir olmasıdır.
Öneri algoritmaları, açık erişim, yeniden paylaşım ve ağ tabanlı dağılım mekanizmaları bu değerlendirmede rol oynayabilir.
Bu kriter, her algoritmik önerinin zarar yarattığını değil, dağıtım mimarisinin düzenleyici risk analizine dahil edilmesi gerektiğini ifade eder.
10. Risk temelli yaklaşım neden doğrudan yasaklamadan farklıdır?
Risk temelli yaklaşım, bütün açık olmayan ensest temalı anlatıları tek bir hukukî kategoriye koymaz.
İçeriğin niteliği, erişilebilirlik düzeyi, tekrar ve yayılım biçimi, kırılgan kullanıcıların maruziyet ihtimali ve uygulanabilecek daha hafif önlemler birlikte değerlendirilir.
Bu yapı kaynak çalışmanın orantılılık ilkesini korumaya çalıştığı temel noktadır. Düzenleme tedbiri içerik riskinin niteliği ve ağırlığıyla orantılı olmalıdır.
11. İfade özgürlüğü neden modelin içinde korunuyor?
Kaynak çalışma çocuk korumasını ifade özgürlüğünün otomatik olarak üzerinde bulunan sınırsız bir gerekçe gibi ele almamaktadır.
Bir ifade kısıtlamasının hukukî temelinin bulunması, meşru bir amaca hizmet etmesi, gerekli olması ve hedeflenen zararla orantılı kalması gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu nedenle çalışma açık olmayan anlatıları otomatik biçimde suçlaştırmak yerine daha hafif ve ceza dışı düzenleme araçlarını önceleyen kademeli bir sistem önermektedir.
Maqāṣid al-Sharīʿah Bu Çalışmada Nasıl Kullanılıyor?
Maqāṣid al-sharīʿah, çalışmada pozitif hukukun yerine geçen bağımsız bir ceza sistemi olarak değil, çocukların ve aile bütünlüğünün korunmasına ilişkin riskleri yorumlamaya yardımcı olan tamamlayıcı normatif çerçeve olarak kullanılmaktadır. Özellikle ḥifẓ al-nasl soyun ve neslin korunmasını, ḥifẓ al-‘irḍ ise insan onuru ve saygınlığının korunmasını temsil eder; araştırmacılar bu ilkeleri ifade özgürlüğünü sınırsızca kısıtlamak için değil, açık suç eşiğinin altında kalan dijital risklerin önleyici ve orantılı biçimde değerlendirilmesine katkı sağlayan normatif ölçütler olarak konumlandırmaktadır.
12. Ḥifẓ al-nasl: Neslin ve aile bütünlüğünün korunması
Ḥifẓ al-nasl, maqāṣid al-sharīʿah literatüründe neslin, soy ilişkilerinin ve aile düzeninin korunmasıyla bağlantılı amaçlardan biridir.
Kaynak çalışma bu ilkeyi, dijital anlatıların aile içi cinsel ve kuşaklar arası sınırları nasıl temsil ettiğini değerlendiren bir normatif ölçüt olarak kullanmaktadır.
Bu kullanım, belirli bir dijital içeriğin yalnız dinî açıdan sakıncalı bulunması nedeniyle otomatik olarak suç sayılması anlamına gelmemektedir.
13. Ḥifẓ al-‘irḍ: İnsan onuru ve saygınlığının korunması
Ḥifẓ al-‘irḍ, kaynakta insan onuru ve saygınlığının korunmasıyla ilişkilendirilmektedir.
Çalışmanın çocuk koruma perspektifinde bu ilke, çocukların aile içinde yalnız korunmaya muhtaç nesneler değil, insan onuruna sahip hak özneleri olarak değerlendirilmesini destekleyen normatif referanslardan biridir.
14. Sadd al-dharāʾiʿ nedir?
Sadd al-dharāʾiʿ, tek başına doğrudan yasak sayılmayan bir aracın ciddi bir zarara veya yasaklanmış sonuca götürme ihtimali bulunduğunda önleyici biçimde sınırlandırılabilmesine ilişkin İslam hukuku doktrinidir.
Kaynak çalışma bu yaklaşımı dijital ortamda sınırsız yasaklama gerekçesi olarak kullanmamaktadır.
Araştırmacıların önerdiği daha sınırlı uygulamada önleyici müdahale için içerikle potansiyel zarar arasında makul ilişki, dijital platform üzerinden yayılma veya maruziyet riski ve önce ceza dışı orantılı önlem bulunup bulunmadığı dikkate alınmalıdır.
15. Ta‘zīr çalışmada ne anlama geliyor?
Ta‘zīr, kaynak çalışmada değişen toplumsal risklere karşı yetkili makamların sabit ceza kategorilerinin dışında takdirî düzenleme geliştirebilmesine ilişkin normatif araçlardan biri olarak ele alınmaktadır.
Çalışma bu kavramı belirli yeni bir cezayı öneren hazır hukuk kuralı şeklinde kullanmamaktadır. Daha çok yeni ortaya çıkan dijital risklere karşı düzenleyici alan bulunabileceğini gösteren doktriner dayanaklardan biri olarak tartışmaktadır.
16. Maṣlaḥah mursalah ve kamu yararı
Maṣlaḥah mursalah, değişen toplumsal koşullarda açık bir özel hükmün bulunmadığı durumlarda kamusal yararın ve toplumsal refahın korunmasına yönelik normatif değerlendirmeyi ifade eder.
Kaynak çalışmada çocukların korunması, aile bütünlüğü ve dijital risklerin yönetimi bu kamu yararı perspektifiyle ilişkilendirilmektedir.
17. İslam hukuku pozitif hukukun yerine mi öneriliyor?
Hayır. Kaynak çalışma bunu açıkça tamamlayıcı bir ilişki olarak kurmaktadır.
Pozitif hukuk hukukî kesinlik, bağlayıcılık ve yaptırım temelini sağlar. Dijital etik, platformların ve içerik ekosistemlerinin sorumluluğunu değerlendirmeye yardımcı olur. Maqāṣid temelli normatif yaklaşım ise uzun dönemli, sembolik ve çocukların kırılganlığıyla ilişkili risklerin yorumuna değer temelli bir boyut ekler.
Bu üç alanın hiçbiri diğerinin yerine geçirilmemektedir.
18. Çocuk koruması ve aşırı kriminalizasyon riski
Kaynak çalışmanın önemli özelliklerinden biri, yeni risk kategorisini tanımlarken bütün şüpheli içeriğin suçlaştırılmasını savunmamasıdır.
Ceza hukukunun açık ve kanıtlanabilir zararlar için kullanılmaya devam etmesi; daha düşük veya belirsiz risklerde ise içerik sınıflandırması, yaşa göre erişim, platform standartları ve algoritmik hesap verebilirlik gibi ceza dışı mekanizmaların tercih edilmesi önerilmektedir.
Bu ayrım hukukî kesinlik ve ifade özgürlüğü bakımından merkezi önemdedir.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Doktriner Hukuk Araştırması Bu Çalışmada Nasıl Uygulanmıştır?
Doktriner hukuk araştırması, hukukî sorunu insanlardan yeni saha verisi toplayarak değil; kanun, sözleşme, hukuk ilkesi, doktrin ve akademik literatürü sistematik biçimde yorumlayarak inceleyen yöntemdir. Bu çalışmada çocuk koruma mevzuatı, siber hukuk düzenlemeleri ve uluslararası hukuk belgeleri birincil materyal; hakemli çalışmalar, hukuk kitapları ve yorumlar ikincil materyal; hukuk sözlükleri ve ansiklopedik kaynaklar ise üçüncül materyal olarak kullanılmış, analiz mevzuat, kavramsal ve İslam hukuku yaklaşımlarının birlikte uygulanmasıyla yürütülmüştür.
19. Araştırma neden ampirik değil?
Kaynak çalışma açık biçimde araştırma probleminin insan davranışının ne sıklıkta gerçekleştiğini ölçmekten çok, “zarar” kavramının hukukta nasıl tanımlandığı ve mevcut hukukî çerçevenin yeni dijital içerik biçimlerini değerlendirmeye yeterli olup olmadığıyla ilgili olduğunu belirtmektedir.
Bu nedenle araştırmacılar çocuklardan, ebeveynlerden, platform kullanıcılarından veya içerik üreticilerinden veri toplamamıştır.
Çalışmada deney, anket, görüşme, vaka-kontrol tasarımı, regresyon veya istatistiksel hipotez testi bulunmamaktadır.
20. Birincil hukukî materyaller
Çalışma birincil kaynak olarak çocuk koruma hukukunu, siber düzenlemeleri ve çocukların çevrimiçi cinsel sömürüden korunmasına ilişkin uluslararası hukuk araçlarını incelemektedir.
Sonuç bölümünde özellikle Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin çocuk satışı, çocuk fuhuşu ve çocuk pornografisine ilişkin İhtiyari Protokolü ile Budapeşte Siber Suç Sözleşmesi gibi uluslararası araçlar, açık ve kanıtlanabilir zarar merkezli hukukî yaklaşımın örnekleri arasında ele alınmaktadır.
Endonezya bağlamında çocuk koruma ve elektronik bilgi/işlemler mevzuatı da çalışmanın pozitif hukuk analizinde yer almaktadır.
21. İkincil ve üçüncül kaynaklar
Kaynağa göre ikincil materyaller, dijital cinsel zarar, dijital etik, çocuk koruması ve İslam hukuk teorisi üzerine hakemli makaleler, akademik kitaplar ve hukukî yorumlardan oluşmaktadır.
Bu literatür için Scopus, Google Scholar ve hukuk araştırma depolarında arama yapıldığı belirtilmektedir.
Kaynakta verilen arama kavramları arasında “digital sexual harm”, “incest narratives”, “content regulation”, “child protection” ve “maqāṣid al-sharīʿah” bulunmaktadır.
Hukuk terimlerini açıklamak için sözlük ve ansiklopedik kaynaklardan da yararlanılmıştır.
Bununla birlikte çalışma, taramanın tarihlerini, bulunan toplam kayıt sayısını, tekrarların nasıl çıkarıldığını veya dahil etme/dışlama akışını raporlamamaktadır. Bu nedenle literatür toplama süreci bir PRISMA tipi sistematik derleme ile aynı yeniden üretilebilirlik düzeyine sahip değildir.
22. Üç analitik yaklaşım
| Yaklaşım | İşlev | Araştırmadaki temel soru |
|---|---|---|
| Mevzuat yaklaşımı | Mevcut hukukî kuralları ve düzenleme sınırlarını incelemek | Çocuk koruma ve siber hukuk açık olmayan anlatısal riskleri hangi ölçüde kapsıyor? |
| Kavramsal yaklaşım | Temel hukukî kavramları eleştirel biçimde yeniden değerlendirmek | Dijital cinsel zarar, sembolik zarar, özel fantezi ve kamu yararı nasıl anlaşılmalı? |
| İslam hukuku yaklaşımı | Maqāṣid ve önleyici doktrinleri normatif değerlendirmeye dahil etmek | Ḥifẓ al-nasl, ḥifẓ al-‘irḍ, sadd al-dharāʾiʿ ve ta‘zīr hangi sınırlar içinde katkı sağlayabilir? |
23. Sistematik ve teleolojik yorum
Araştırmacılar hukuk metinlerini yalnız kelime anlamıyla okumamaktadır.
Sistematik yorum, hukuk normunu ilgili diğer normlar ve hukuk sistemi içindeki yeriyle birlikte değerlendirmeyi amaçlar.
Teleolojik yorum ise kuralın hangi hukukî amacı koruduğunu dikkate alır.
Çocuk koruması bakımından bu, yalnız “mevcut maddede bu içerik açıkça yazıyor mu?” sorusuna değil, hukuk düzeninin çocukların güvenliği ve insan onurunu hangi amaçlarla koruduğuna da bakılmasını sağlar.
Bununla birlikte teleolojik yorum, açık ceza normlarının yerine sınırsız yorum yetkisi verilmesi anlamına gelmemektedir. Kaynak çalışma yasallık ve orantılılık ilkelerinin korunmasını özellikle vurgulamaktadır.
24. Kaynağın tespit ettiği düzenleme boşluğu
Araştırmanın temel doktriner bulgusu, mevcut hukukî sistemlerin açık, doğrudan ve bireyselleştirilebilir cinsel zararlara karşı daha güçlü araçlara sahipken açık olmayan, anlatısal ve kümülatif riskleri değerlendirmede daha sınırlı olduğudur.
Bir içerikte gerçek çocuk görüntüsü, açık cinsel eylem veya doğrudan sömürü bulunmadığında ceza hukukunun klasik unsurları oluşmayabilir.
Kaynak bunu otomatik olarak “hukuk eksik, yeni suç yaratılmalıdır” biçiminde yorumlamamaktadır.
Bunun yerine hukukî yorum, platform yönetişimi ve normatif rehberlik arasında daha ince bir düzenleme mimarisi önermektedir.
25. Actus reus ve mens rea neden tartışılıyor?
Actus reus, ceza hukukunda suçun maddi davranış unsurunu; mens rea ise kusurlu zihinsel unsuru ifade eden klasik kavramlardır.
Kaynak çalışma, bu kavramların belirli ve bireyselleştirilebilir suç eylemlerini değerlendirmede güçlü olduğunu; fakat uzun zaman içinde biriken sembolik veya kültürel süreçleri doğrudan suç unsurlarına dönüştürmekte sınırlı kaldığını tartışmaktadır.
Bu değerlendirme actus reus veya mens rea ilkelerinin değiştirilmesini ya da kaldırılmasını önermemektedir. Tam tersine, açık olmayan riskler için ceza hukukunun dışında ek düzenleme katmanları kullanılmasının gerekçelerinden biri olarak sunulmaktadır.
26. Üç operasyonel risk eşiği
| Eşik | Tanım | Ne anlama gelmez? |
|---|---|---|
| Dışsallaşma | İçeriğin paylaşılabilir ve iletişimsel biçimde ifade edilmesi | Paylaşılan her içeriğin zararlı veya suç olduğu anlamına gelmez. |
| Erişilebilirlik | İçeriğin kapalı veya kontrollü bir çevrenin ötesine ulaşabilmesi | Herkese açık her anlatının yasaklanması gerektiğini göstermez. |
| Öngörülebilir maruziyet | Platform yapısının çocuklar dahil amaçlanmayan veya kırılgan kullanıcıların erişimini makul biçimde mümkün kılması | Gerçek çocuk maruziyetinin veya zararın ölçüldüğü anlamına gelmez. |
27. Üç katmanlı düzenleme modeli
28. Birinci katman: Hukukî-yorumlayıcı yaklaşım
Birinci katmanda hukuk otoritelerinin “zarar” kavramını yalnız doğrudan fiziksel veya açık cinsel görüntüyle sınırlamadan, öngörülebilir ve kümülatif riskleri de belirli koşullarda değerlendirebilmesi önerilmektedir.
Bununla birlikte bu yorum yasallık ilkesini ortadan kaldırmaz. Özellikle ceza sorumluluğunda belirlilik, kanunilik ve delil gereklilikleri korunmalıdır.
29. İkinci katman: Platform yönetişimi
Platform yönetişimi katmanı doğrudan ceza yaptırımı dışındaki teknik ve idarî mekanizmalara odaklanır.
Kaynak çalışmada önerilen örnekler şunlardır:
- yaşa dayalı erişim kontrolleri,
- içerik sınıflandırma sistemleri,
- risk duyarlı moderasyon standartları,
- algoritmik hesap verebilirlik,
- yüksek riskli içeriğin istenmeyen kullanıcılara dağıtımını azaltabilecek platform politikaları.
Kaynak bu araçlardan herhangi birini deneysel olarak test etmemektedir. Dolayısıyla hangi platform tedbirinin ne kadar etkili olduğu çalışmada ölçülmüş değildir.
30. Üçüncü katman: Normatif rehberlik
Üçüncü katman, hukuk politikası oluştururken dijital etik ile maqāṣid al-sharīʿah ilkelerinden yararlanılmasını önermektedir.
Bu katman doğrudan bağlayıcı ceza normu üretmek yerine, hangi değerlerin risk değerlendirmesinde dikkate alınacağı konusunda rehberlik sağlar.
Kaynak özellikle çocukların insan onuru, aile bütünlüğü ve neslin korunması gibi değerleri öne çıkarmaktadır.
31. Önleyici adalet yaklaşımı
Çalışmanın önerdiği model, zararın tamamlanmasını beklemek yerine öngörülebilir riskleri erken aşamada azaltmaya çalışan önleyici adalet anlayışıyla ilişkilidir.
Ancak “önleyici” olmak sınırsız müdahale yetkisi anlamına gelmez. Kaynak, önleyici tedbirlerin yasallık, gereklilik, hesap verebilirlik ve orantılılık ilkeleriyle sınırlandırılması gerektiğini özellikle belirtmektedir.
32. Çalışmanın yenilik iddiası ne kadar geniştir?
Araştırmacılar önerdikleri modelin tümüyle daha önce görülmemiş olduğunu ileri sürmemektedir.
Kaynakta özgün katkı, pozitif hukuk, dijital etik ve İslam hukuku normatif yaklaşımının özellikle açık olmayan ensest temalı dijital anlatılar ve çocuk koruması bağlamında sistematik biçimde birlikte kurulması olarak tanımlanmaktadır.
Bu ifade önemlidir; çalışma mevcut hukuk, etik ve maqāṣid literatürünün üzerine yeni bir bütünleştirme önerisi inşa etmektedir.
Çalışma Dijital Ensest Anlatılarının Çocuklara Zarar Verdiğini Kanıtlıyor mu?
Hayır. Çalışma, dijital ensest anlatılarına maruz kalan çocuklardan ampirik veri toplamamış ve belirli bir anlatının çocuklarda psikolojik, davranışsal veya sosyal zarar oluşturduğunu nedensel olarak test etmemiştir. Yazarların kümülatif zarar, normalleşme, duyarsızlaşma ve sistemik risk tartışmaları hukukî-normatif analiz ile önceki literatürün kavramsal bulgularına dayanmaktadır; araştırmanın kendisi maruziyet sıklığı, etki büyüklüğü veya nedensel zarar oranı hesaplamamıştır.
33. Çalışmanın desteklediği ve desteklemediği sonuçlar
| Çalışmanın desteklediği | Çalışmanın kanıtlamadığı |
|---|---|
| Mevcut hukuk çerçevelerinin önemli bölümü açık ve doğrudan cinsel sömürü zararlarına odaklanmaktadır. | Bütün ülkelerin hukuk sistemlerinin aynı düzenleme boşluğuna sahip olduğu. |
| Açık olmayan dijital anlatılar bazı hukukî eşiklerin dışında kalabilir. | Bu tür bütün anlatıların hukuka aykırı olduğu. |
| Dışsallaşma, erişilebilirlik ve öngörülebilir maruziyet risk değerlendirmesi için önerilebilir. | Bu üç kriterin mahkemeler veya düzenleyiciler tarafından ampirik olarak doğrulandığı. |
| Pozitif hukuk, dijital etik ve maqāṣid ilkeleri tamamlayıcı bir model içinde birleştirilebilir. | Bu modelin herhangi bir ülkede uygulanıp başarısının ölçüldüğü. |
| Ceza dışı platform önlemleri kademeli düzenlemenin olası araçlarıdır. | Yaş doğrulama, moderasyon veya algoritmik tedbirlerin belirli bir etki oranına sahip olduğu. |
| Maqāṣid temelli yaklaşım önleyici hukukî yorum için normatif ölçüt sunabilir. | İslam hukukunun pozitif hukukun yerine geçirilmesi gerektiği. |
34. Çalışmanın güçlü yönleri
Çalışmanın güçlü yönlerinden biri, ceza hukuku ile çocuk koruma politikası arasındaki farkı korumasıdır. Yazarlar açık olmayan bütün içeriğin otomatik olarak kriminalize edilmesini savunmamaktadır.
İkinci güçlü yön, ifade özgürlüğü sorununu doğrudan modele dahil etmesidir. Çocuk koruma gerekçesi tek başına sınırsız ifade kısıtlaması için yeterli görülmemekte; yasallık, gereklilik ve orantılılık koşulları korunmaktadır.
Üçüncü güçlü yön, “özel fantezi” ve “kamusal içerik” arasındaki ayrımı soyut bir ahlâk tartışmasıyla bırakmayıp dışsallaşma, erişilebilirlik ve öngörülebilir maruziyet gibi daha somut analitik kriterlere bağlamasıdır.
Dördüncü güçlü yön, maqāṣid al-sharīʿah'ı pozitif hukukun yerine koymadan, risklerin yorumlanmasında tamamlayıcı normatif araç olarak konumlandırmasıdır.
35. Araştırmanın sınırlılıkları
Birinci sınırlılık: Araştırma doktriner ve normatif niteliktedir. Çocuklar, ebeveynler, platform kullanıcıları veya içerik üreticileri üzerinde yeni ampirik çalışma yapılmamıştır.
İkinci sınırlılık: Kümülatif zarar, sembolik zarar ve normalleşme kavramları çalışmada nicel değişkenlere dönüştürülmemiştir.
Üçüncü sınırlılık: Üç risk eşiği ve üç katmanlı düzenleme modeli herhangi bir düzenleyici kurum veya dijital platformda uygulanarak test edilmemiştir.
Dördüncü sınırlılık: Araştırmada kullanılan literatür için Scopus, Google Scholar ve hukuk veri depolarından söz edilmekle birlikte tam arama tarihleri, bulunan kayıt sayıları, eleme akışı ve ayrıntılı dahil etme kriterleri raporlanmamıştır.
Beşinci sınırlılık: Dijital platformların algoritmik sistemleri birbirinden farklıdır. Çalışma belirli bir platform algoritmasının gerçek dağıtım davranışını teknik veriyle analiz etmemektedir.
Altıncı sınırlılık: Önerilen normatif modelin farklı hukuk sistemlerinde anayasal ifade özgürlüğü standartlarıyla nasıl uygulanacağı gelecekte ayrıca sınanmalıdır.
Yedinci sınırlılık: Kaynak çalışmanın kendisi de gelecekte önerilen kriterlerin ve düzenleme modelinin farklı hukuk sistemleri ve dijital ortamlar üzerinde ampirik olarak test edilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
36. Genel bilimsel-hukukî değerlendirme
Musofiana, Pinandito, Izza ve Osman'ın araştırması, çocukların dijital ortamda korunmasına ilişkin hukukî tartışmayı yalnız açık cinsel istismar materyali üzerinden yürütmenin yeterli olup olmadığını sorgulayan doktriner bir çalışmadır.
Kaynak çalışmanın temel tespiti, modern dijital ortamda bazı risklerin tek bir açık suç eylemi biçiminde değil; içeriklerin paylaşılması, tekrar edilmesi, algoritmik olarak geniş kitlelere ulaşması ve belirli sınır ihlallerinin anlatısal olarak yeniden çerçevelenmesi yoluyla ortaya çıkabileceği yönündedir.
Ancak bu tespit ampirik nedensellik sonucu değildir. Araştırmacılar teorik ve hukukî literatürden hareketle düzenleme sorunu tanımlamaktadır.
Önerilen çözüm üç aşamada dikkatli bir sınırlandırma içermektedir. Önce içeriğin gerçekten kamusal risk alanına girip girmediği dışsallaşma, erişilebilirlik ve öngörülebilir maruziyet kriterleriyle değerlendirilir. Ardından mümkün olduğunca kademeli ve ceza dışı düzenleme araçları ele alınır. Son olarak etik ve maqāṣid ilkeleri yorumlayıcı rehberlik sağlar.
Bu yapı çocuk korumasını güçlendirmeyi hedeflerken ifade özgürlüğü ve hukukî kesinliği tamamen ortadan kaldırmamaya çalışmaktadır.
Dolayısıyla çalışma, “bu anlatılar kesinlikle suçtur” sonucuna ulaşan bir kriminalizasyon araştırması değildir. Çalışma, açık suç eşiğinin altında kalan dijital riskler için daha ayrıntılı, orantılı ve önleyici bir çocuk koruma hukuku mimarisinin nasıl düşünülebileceğine ilişkin normatif bir model önermektedir.
Kaynak ve Yöntem Notu
Özgün akademik yayının bibliyografik kimliği
Özgün başlık: Digital Incest Narratives and Child Protection: Addressing Regulatory Gaps through Legal and Islamic Normative Reconstruction
Yazarlar: Ida Musofiana; Rizki Adi Pinandito; Noor Lailatul Izza; Ahmed Kheir Osman.
Birinci kurum: Faculty of Law, Sultan Agung Islamic University, Semarang, Indonesia.
İkinci kurum: Faculty of Law, Somali National University, Somalia.
Sorumlu yazar: Ida Musofiana.
Dergi: JURIS (Jurnal Ilmiah Syariah).
Yayınevi: Universitas Islam Negeri Mahmud Yunus Batusangkar.
Cilt / sayı: 25(1), 2026.
Sayfalar: 167–183.
DOI: 10.31958/juris.v25i1.16555.
Gönderim tarihi: 23 Ocak 2026.
Revizyon tarihi: 8 Mayıs 2026.
Kabul tarihi: 23 Mayıs 2026.
Yayın tarihi notu: Resmî sayı sayfası 25(1) sayısını 9 Şubat 2026 tarihinde yayımlanmış göstermektedir; bu tarih makalenin 23 Mayıs 2026 kabul tarihiyle kronolojik olarak uyuşmamaktadır. Kaynaklar kesin bir düzeltilmiş makale yayın günü sağlamadığından burada ayrıca kesin gün üretilmemiştir.
Kaynak türü: Hakemli dergide yayımlanmış normatif/doktriner hukuk araştırması.
Hakemlik: Dergi çift kör hakemlik uyguladığını ve araştırma makalelerini en az iki uzman hakeme gönderdiğini belirtmektedir.
Lisans: Derginin resmî telif politikasında Creative Commons Attribution lisansı belirtilmektedir. Erişilebilen politika metninde lisans sürümü ayrıca belirtilmediğinden sürüm numarası tahmin edilmemiştir.
Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bulunmadığını beyan etmiştir.
Finansman: Kaynak metinde ayrı ve açık bir finansman beyanı tespit edilmemiştir.
Veri erişilebilirliği: Kaynakta ayrı bir veri erişilebilirliği bölümü bulunmamaktadır. Çalışma yeni ampirik veri seti üretmemektedir.
Yazar katkıları: Kaynakta ayrı CRediT/yazar katkıları bölümü bulunmamaktadır.
Çalışmanın araştırma yöntemi
Araştırma, betimleyici-analitik özellik taşıyan doktriner hukuk araştırmasıdır.
Birincil hukukî kaynaklar çocuk koruma mevzuatı, siber düzenlemeler ve ilgili uluslararası hukuk araçlarından oluşmaktadır.
İkincil materyaller dijital cinsel zarar, çocuk koruması, dijital etik ve İslam hukuku üzerine akademik makaleler, kitaplar ve hukukî yorumlardır.
Kaynak, bu literatürün Scopus, Google Scholar ve hukuk araştırma depolarında ilgili anahtar kavramlarla tarandığını belirtmektedir.
Analiz üç yaklaşımı birleştirmektedir: mevzuat yaklaşımı, kavramsal yaklaşım ve maqāṣid al-sharīʿah temelli İslam hukuku yaklaşımı.
Hukukî yorumda sistematik ve teleolojik yöntemler kullanılmıştır.
Akademik kullanım sınırı: Belirli bir dijital içeriğin hukuka aykırı olup olmadığı, belirli bir ülkede hangi ceza veya platform düzenlemesinin uygulanacağı ya da ifade özgürlüğünün hangi ölçüde sınırlandırılabileceği somut mevzuat ve yargı içtihadına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir