Akademik araştırmalar, anlaşılır dil

Verianla | Akademik Araştırmalardan Türkçe Ekonomi ve Bilim İçerikleri

04 Kasım 2026, Çarşamba
VERİANLA Bağımsız bilim yayıncılığı
Verianla on Google Play
Menüyü aç veya kapat
...
Home / Sosyal Bilimler / Ekonomi / Avrupa Birliği Ülkelerinde Asgari ve Ortalama Ücretlerin Evrimi: 2019–2024 Döneminde Ücret Yakınsaması, Yeterlilik ve İşgücü Piyasası Sonuçları
Ekonomi

Avrupa Birliği Ülkelerinde Asgari ve Ortalama Ücretlerin Evrimi: 2019–2024 Döneminde Ücret Yakınsaması, Yeterlilik ve İşgücü Piyasası Sonuçları

Ücret yakınsaması, başlangıçta daha düşük ücret düzeyine sahip ekonomilerde ücretlerin daha yüksek ücretli ekonomilere göre daha hızlı yükselmesi sonucunda ülkeler arasındaki ücret farkının göreli olarak daralmasıdır.

14/10/2026  Veri Anla  184 görüntüleme
Avrupa Birliği Ülkelerinde Asgari ve Ortalama Ücretlerin Evrimi: 2019–2024 Döneminde Ücret Yakınsaması, Yeterlilik ve İşgücü Piyasası Sonuçları

Ücret yakınsaması, başlangıçta daha düşük ücret düzeyine sahip ekonomilerde ücretlerin daha yüksek ücretli ekonomilere göre daha hızlı yükselmesi sonucunda ülkeler arasındaki ücret farkının göreli olarak daralmasıdır. İncelenen çalışma, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yasal asgari ücretler ile ortalama ücretlerin 2019–2024 dönemindeki gelişimini; ücret yeterliliği, eşitsizlik, istihdam, çalışma süresi, enflasyon, rekabet gücü ve toplu pazarlık kurumlarıyla birlikte değerlendiren sistematik bir kanıt sentezidir. Yaklaşık 300 başlangıç kaydından 54 kaynaklık nihai kanıt tabanı oluşturulmuş; hakemli literatür Eurostat, Eurofound, Avrupa Komisyonu, OECD, ECB ve ulusal kurumların resmî verileriyle birleştirilmiştir.

Kaynağın ana sonucu, özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde asgari ücretlerin daha düşük başlangıç düzeylerinden hızla yükselerek Batı Avrupa ile aradaki nominal ve göreli ücret farkını kısmen daraltmasıdır. Ancak “yakınsama”, ücret düzeylerinin eşitlendiği anlamına gelmez. Mutlak ücret farkları birçok ülkede hâlâ büyüktür ve nominal ücret artışının tamamı gerçek satın alma gücü artışına dönüşmemiştir. 2021–2023 enflasyon dalgası bu ayrımı özellikle görünür hale getirmiştir.

İncelenen kanıtlar 2019–2024 AB deneyiminde genelleşmiş ve kendi kendini besleyen bir ücret–fiyat sarmalını desteklememektedir. Ücret artışları çoğunlukla enerji, gıda ve tedarik zinciri kaynaklı enflasyonun ardından satın alma gücünü telafi etmeye çalışan bir tepki niteliği taşımıştır. Buna karşılık asgari ücret artışlarının ücret skalasının hemen üzerindeki çalışanlara yayılması ve alt ücret dağılımını sıkıştırması daha tutarlı bir örüntü olarak ortaya çıkmaktadır.

Çalışma yeni bir nedensel ekonometrik tahmin değildir. Farklı ülkelere, dönemlere ve yöntemlere ait akademik çalışmalar ile resmî verilerin karşılaştırmalı sentezidir. Bu nedenle “asgari ücret artışı işsizliği şu kadar değiştirir” gibi tek bir evrensel nedensel katsayı üretmez. Sonuçların büyüklüğü toplu pazarlık sistemi, uygulama ve denetim kapasitesi, enformel istihdam, bölgesel farklılıklar, verimlilik, işletme yapısı ve ilgili sektörün maliyet yapısına göre değişmektedir.

Araştırmanın temel sorusu

Çalışmanın merkezindeki soru, Avrupa Birliği'nde 2019–2024 arasında hızlanan asgari ve ortalama ücret artışlarının yalnız nominal bir yükseliş mi olduğu, yoksa ülkeler arasında gerçek bir yukarı yönlü ücret yakınsamasına ve daha yeterli ücret tabanlarına katkı sağlayıp sağlamadığıdır. Bunun yanında ücret artışlarının eşitsizlik, istihdam, çalışma süresi, fiyat istikrarı ve işletmelerin rekabet gücü üzerindeki sonuçlarının hangi kurumsal koşullarda farklılaştığı araştırılmaktadır.

2019–2024 dönemi özellikle önemlidir. Dönem COVID-19 salgınını, salgın sonrası toparlanmayı, 2021–2023 enflasyon şokunu, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini izleyen enerji fiyatı artışlarını, işgücü kıtlığını ve Direktif (AB) 2022/2041'in kabulü ile ilk ulusal uyarlama süreçlerini aynı zaman aralığında içermektedir. Dolayısıyla ücretler yalnız işgücü arzı ve talebi tarafından değil, olağanüstü makroekonomik şoklar ve kurumsal politika değişiklikleri tarafından da şekillenmiştir.

Asgari ücret ile ortalama ücret aynı mekanizmayla belirlenmez

Yasal asgari ücret, doğrudan bir piyasa fiyatı değildir. Ulusal sisteme göre kanun, hükûmet kararı, bakanlık kararı, otomatik endeksleme formülü, üçlü sosyal diyalog veya başka bir kurumsal prosedürle belirlenebilir. Ortalama ücretler ise daha doğrudan biçimde işgücü talebi, verimlilik, sektör bileşimi, toplu pazarlık, işletme düzeyindeki ücret görüşmeleri ve işgücü kıtlığı tarafından etkilenmektedir.

Bu ayrım, 2019–2024 dönemindeki asgari ücret artışlarının neden yalnız “piyasa ücretleri yükseldiği için” açıklanamayacağını gösterir. Kaynağa göre dört temel itici güç öne çıkmaktadır: hukuki ve kurumsal ücret belirleme mekanizmaları, enflasyon ve satın alma gücü kayıpları, AB düzeyindeki ücret yeterliliği hedefleri ve ulusal işgücü piyasası koşulları. Verimlilik ile rekabet gücü ise birçok ülkede artış hızını sınırlayan veya aşamalı hale getiren unsurlardır.

Kaitz oranı ve ücret yeterliliği

Kaitz oranı, asgari ücretin ülkenin ortalama veya medyan ücretine göre konumunu ifade eden göreli bir ücret göstergesidir. Aynı nominal asgari ücret, iki farklı ücret dağılımında çok farklı ekonomik anlam taşıyabilir. Bu nedenle yalnız avro cinsinden ücret düzeyini karşılaştırmak, ücret tabanının ülke içindeki gerçek bağlayıcılığını göstermez.

Direktif bağlamında sıklıkla kullanılan iki gösterge brüt medyan ücretin %60'ı ve brüt ortalama ücretin %50'sidir. Bunlar bütün AB'de uygulanacak zorunlu tek ücret oranları değildir; ulusal asgari ücretin yeterliliğini değerlendirirken kullanılabilecek gösterge niteliğinde referans değerlerdir.

Direktif (AB) 2022/2041 Bütün Avrupa İçin Tek Bir Asgari Ücret mi Getiriyor?

Hayır. Direktif bütün AB için tek bir avro tutarı veya zorunlu ortak asgari ücret belirlemez; üye ülkelerin farklı ücret belirleme geleneklerini koruyarak yasal asgari ücretlerin yeterliliğinin şeffaf kriterlerle değerlendirilmesini, ücret tabanına etkin erişimi ve toplu pazarlığın güçlendirilmesini amaçlar. Brüt medyan ücretin %60'ı ve brüt ortalama ücretin %50'si gösterge niteliğinde referans değerlerdir; toplu pazarlık kapsamı %80'in altında bulunan ülkeler ise toplu pazarlığı geliştirmeye yönelik bir eylem planı hazırlamak zorundadır.

Bu nedenle Danimarka, İtalya, Avusturya, Finlandiya ve İsveç gibi ücret tabanının esas olarak toplu sözleşmeler üzerinden belirlendiği sistemlerin ulusal bir yasal asgari ücret oluşturması zorunlu değildir. Direktifin hedefi, ulusal modelleri tek tipleştirmekten çok yeterlilik, erişim, sosyal diyalog ve toplu pazarlık için ortak koruma ilkeleri oluşturmaktır.

Orta ve Doğu Avrupa'daki ücret yakınsaması

İncelenen dönemin en görünür eğilimlerinden biri Orta ve Doğu Avrupa'da asgari ücretlerin daha düşük başlangıç düzeylerinden hızla yükselmesidir. Bu süreç hem yaşam maliyetlerindeki artışa verilen yanıtı hem de daha uzun vadeli bir “yakalama” politikasını yansıtmaktadır.

ÜlkeBaşlangıç / önceki düzey2024 düzeyiKaynakta vurgulanan bağlam
RomanyaOcak 2015: yaklaşık 218 EUROcak 2024: yaklaşık 663 EURHızlı nominal yakınsama; işgücü kıtlığı, göç ve yeterlilik politikaları
Bulgaristan2019: 560 BGN, yaklaşık 286 EUR2024: 933 BGN, yaklaşık 477 EURDüşük başlangıç düzeyinden güçlü nominal artış
LitvanyaDaha düşük başlangıç düzeyi2024: 924 EURHızlı asgari ve ortalama ücret artışı
Polonya2015: 1750 PLNOcak 2024: 4242 PLN; Temmuz 2024: 4300 PLNGüçlü siyasi ücret yükseltme ve yakınsama süreci

Bu rakamlar nominal ücret yakınsamasını gösterir. Ancak mutlak ücret farkları ortadan kalkmış değildir. Kaynak, 2024'te Fransa ve Almanya'nın Eurostat'ın uyumlaştırılmış aylık serisinde 1700 avronun oldukça üzerinde olduğunu belirtmektedir. Satın alma gücü standartları kullanıldığında fark daralmakla birlikte tamamen ortadan kalkmamaktadır.

Nominal ücret ile reel ücret arasındaki fark

Nominal ücret, çalışanın para cinsinden aldığı ücretin büyüklüğüdür. Reel ücret ise aynı ücretin fiyat düzeyi değişimlerinden sonra ne kadar mal ve hizmet satın alabildiğini ifade eder. Bu nedenle yüksek nominal artış otomatik olarak aynı büyüklükte yaşam standardı artışı anlamına gelmez.

Kaynak çalışmanın OECD verilerine dayanan Şekil 2'si, Mayıs 2019–Mayıs 2024 arasında birçok ülkede nominal asgari ücretlerin güçlü biçimde arttığını fakat enflasyonun reel kazanımların önemli bölümünü azalttığını göstermektedir. Şekil 3 ise salgın öncesi dönemle karşılaştırılan reel ücret toparlanmasının ülkeler arasında oldukça farklı olduğunu ortaya koymaktadır.

Ortalama ücretlerin 2019–2024 seyri

Ortalama ücretler de aynı dönemde yukarı yönlü baskı altında kalmıştır. Salgın sonrası tedarik sorunları, enerji şoku, yüksek enflasyon ve işgücü kıtlıkları ücret pazarlığını hızlandırmıştır. Sağlık, inşaat, bilgi ve iletişim teknolojileri ile taşımacılık gibi işgücü açığının güçlü olduğu sektörlerde çalışan bulma güçlüğü ücretleri yalnız giriş düzeyinde değil, daha geniş ücret dağılımında yukarı çekmiştir.

Ancak ülkeler ve çalışan grupları arasında gelişme eşit değildir. Kısmi zamanlı, belirli süreli ve enformel çalışanlarda ücret artışları daha sınırlı olabilirken yüksek eğitimli çalışanların ücret primi korunmuş veya yükselmiştir. Kadınların yoğunlaştığı sektörler ile kırsal bölgeler de ortalama ücret artışından aynı ölçüde yararlanmamıştır.

Litvanya'da brüt ortalama aylık kazanç 2019'daki 1296,4 avrodan 2024'ün ikinci çeyreğinde 2196,40 avroya yükselmiştir. Kaynak, Romanya'da 2023 brüt ortalama kazancını yaklaşık 1467 avro ve 2018'e göre artışı %66,5; Polonya'da yaklaşık 1573 avro ve %46,7; Letonya'da yaklaşık 1547 avro ve %56,1 olarak aktarmaktadır. Bu nominal artışların reel etkisi ülkelerin yaşadığı enflasyona göre daha sınırlıdır.

Asgari ve Ortalama Ücret Artışları AB'de Genelleşmiş Bir Ücret–Fiyat Sarmalı Yarattı mı?

Kaynak çalışmanın sentezlediği 2019–2024 kanıtları genelleşmiş, kendi kendini besleyen bir ücret–fiyat sarmalını desteklememektedir. Dönemin enflasyonu büyük ölçüde enerji ve gıda fiyatları ile tedarik zinciri bozulmaları gibi dışsal şoklarla başlamış; ücretler çoğu ülkede fiyatları önden sürüklemek yerine gecikmeli biçimde kaybedilen satın alma gücünü telafi etmeye çalışmıştır. Bununla birlikte emek maliyetinin toplam maliyette çok yüksek olduğu, verimlilik artışının düşük kaldığı ve işletmelerin maliyetleri tüketici fiyatlarına aktarabildiği sektörlerde ücret artışlarının fiyat baskısını artırması mümkündür.

Ücret yayılma etkisi

Asgari ücretin yükselmesi yalnız doğrudan asgari ücret alan çalışanları etkilemeyebilir. İşletmeler, ücret skalasındaki farklılıkları korumak amacıyla asgari ücretin hemen üzerindeki ücretleri de artırabilir. Kaynak çalışmada bu süreç ücret yayılma etkisi olarak ele alınmaktadır.

Perakende, konaklama, bakım hizmetleri ve diğer düşük ücretli sektörlerde bu etki daha görünür olabilir. Toplu pazarlık kapsamının düşük olduğu sistemlerde yasal asgari ücret çoğu zaman ücret belirlemenin fiilî referans noktası haline geldiğinden yayılma etkisinin önemi artabilir.

Ücret sıkışması

Ücret dağılımının altındaki ücretlerin üst basamaklardan daha hızlı yükselmesi, ücretler arasındaki farkın azalmasına ve ücret sıkışmasına yol açabilir. Bu mekanizma aşırı düşük ücretlerin azaltılması ve düşük ücretli çalışanlar arasındaki eşitsizliğin düşürülmesi açısından olumlu olabilir.

Buna karşılık ücret hiyerarşisi fazla sıkıştığında deneyim, beceri veya sorumluluk artışının ücret karşılığı azalabilir. Kaynak bu nedenle asgari ücret artışının tek başına değil; eğitim, beceri geliştirme, verimlilik ve toplu pazarlık politikalarıyla birlikte değerlendirilmesini önermektedir.

Eşitsizlik üzerindeki etkiler

Kanıtlar, asgari ücretin en güçlü dağılımsal etkisinin ücret dağılımının alt bölümünde ortaya çıktığını göstermektedir. Litvanya, Polonya ve Romanya gibi hızlı ücret artışı yaşayan ekonomilerde çok düşük ücretlerin sıklığı azalırken alt ücret grubunda sıkışma görülmüştür.

Ancak asgari ücretin Gini katsayısı veya bütün gelir dağılımı üzerindeki etkisinin tek bir sayıyla ifade edilmesi doğru değildir. Kaynak özellikle vergi ve sosyal transfer sistemi, üst gelirlerin gelişimi, uygulama kapasitesi, enformel istihdam ve toplu pazarlık kapsamının nihai dağılımsal sonucu değiştirdiğini vurgulamaktadır.

Kadınlar, genç çalışanlar ve kısmi zamanlı çalışanlar düşük ücretli sektörlerde daha fazla temsil edildiği için güçlü ücret tabanından orantısız biçimde yararlanabilir. Bununla birlikte bu potansiyel kazanımın büyüklüğü sektör kapsamına, uygulamaya ve çalışma süresi koşullarına bağlıdır.

Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları

PRISMA-bilgilendirilmiş kanıt seçimi

AşamaKaynak sayısıAçıklama
İlk belirlenen kayıtlarYaklaşık 300Veri tabanları ve tamamlayıcı aramalar
Yinelenen/açıkça ilgisiz kayıtlar çıkarıldıktan sonra230Başlık ve özet taramasına alınan kayıtlar
Başlık/özet aşamasında dışlanan150Kapsam dışı, ücret politikasına doğrudan bağlı olmayan veya yinelenen kanıt
Tam metin uygunluk değerlendirmesi80İçerik ve yöntem açısından ayrıntılı inceleme
Tam metinde dışlanan26AB dışı kapsam, ücret politikasına odaklanmama, yetersiz yöntem şeffaflığı, güçlü kaynakla tekrar veya yalnız tarihsel kullanım
Nihai nitel sentez54Akademik, hukuki, teorik ve resmî kurumsal/istatistiksel kanıt tabanı

Aramalar Scopus, Web of Science, ScienceDirect, SpringerLink, SAGE Journals ve Google Scholar üzerinde yürütülmüş; Eurofound, Eurostat, Avrupa Komisyonu, OECD, ECB, ILO ve ulusal kurumlar ayrıca resmî doğrulama için kullanılmıştır.

Akademik taramada Ocak 2019 sonrası hakemli çalışmalar önceliklendirilmiş; daha eski çalışmalar yalnız temel teorik veya tarihsel çerçeveyi kurmak için tutulmuştur. Çalışma nitel ve karşılaştırmalı bir sentezdir; araştırma tasarımları, ücret göstergeleri, ülke kapsamı ve dönemler fazla heterojen olduğu için meta-analiz yapılmamıştır.

Ülke seçiminin mantığı

Ülkeler istatistiksel olarak AB'yi temsil eden rastgele bir örneklem olarak seçilmemiştir. Kaynak, farklı ücret belirleme rejimlerini ve işgücü piyasası mekanizmalarını görünür hale getirmek için maksimum çeşitlilik yaklaşımı kullanmıştır.

Polonya, Romanya, Bulgaristan, Litvanya ve Letonya hızlı ücret yakınsamasını; Almanya yasal asgari ücret ile güçlü endüstriyel ilişkilerin birlikte işleyişini; İspanya büyük bir 2019 politika artışını; Yunanistan kriz ve kemer sıkma sonrasında ücretlerin yeniden kurulmasını; Fransa ve Belçika endeksleme mekanizmalarını; Avusturya, Danimarka ve İsveç toplu sözleşme ağırlıklı sistemleri; İtalya ise ulusal yasal asgari ücret olmadan ücret yeterliliğinin karşılaştığı sorunları temsil etmektedir.

Yunanistan örneği

Yunanistan, uzun kriz döneminin ücret politikası üzerindeki etkisini göstermesi bakımından ayrı bir vaka olarak ele alınmıştır. 2012'de brüt aylık asgari ücret 751 avrodan 586 avroya, 25 yaş altı çalışanlarda ise 511 avroya düşürülmüştür. Ücret 2012–2018 arasında dondurulmuş; 2019'da 650 avroya çıkarılırken gençlere uygulanan alt asgari ücret kaldırılmıştır.

Salgın sonrasında artışlar hızlanmış ve ulusal hukuki aylık asgari ücret 1 Nisan 2024'te 830 avroya ulaşmıştır. Yunanistan'da yılda 14 ödeme bulunduğu için bu hukuki aylık tutar Eurostat'ın ülkeler arası karşılaştırmada kullandığı 12 aylık uyumlaştırılmış değerden farklıdır. Kaynak, 2025'teki 880 avro düzeyini yalnız dönem sonrasındaki bağlamsal politika güncellemesi olarak kullanmaktadır.

Asgari Ücret Artışları İşsizliği Mutlaka Artırıyor mu?

Kaynak sentezine göre hayır; AB kanıtları tek ve otomatik bir istihdam kaybı ilişkisi göstermemektedir. Almanya, Litvanya ve İspanya'daki çalışmalar toplam istihdam etkilerinin çoğunlukla sınırlı ve heterojen olduğunu; uyumun kimi zaman çalışan sayısından ziyade işe alım, çalışma saati, mini-job/marjinal istihdam, fiyatlama, firma kârı ve çalışanların daha üretken işletmelere yeniden tahsisi üzerinden gerçekleştiğini göstermektedir. Bununla birlikte genç, geçici, tarımsal, düşük verimli ve toplu pazarlık koruması zayıf çalışanlar daha yüksek risk taşıyabilir.

Almanya'da farklı çalışmalar neden farklı sonuçlar veriyor?

Almanya örneği, “asgari ücretin istihdam etkisi” sorusunun tek bir sayıyla cevaplanamayacağını açık biçimde göstermektedir. Caliendo ve arkadaşlarının değerlendirmesinde yaklaşık 140.000 işlik, yani yaklaşık %0,4'lük genel düşüş esas olarak mini-job segmentinde görülmüş ve düzenli istihdamda anlamlı bir etki bulunmamıştır.

Bossler ve Gerner, asgari ücretten etkilenen işletmelerde %3,8–6,3 arasında ücret artışıyla birlikte yaklaşık %1,7 istihdam azalması raporlamış; uyumun daha düşük işe alım ve geçici çalışma süresi azaltımlarıyla ilişkili olduğunu belirtmiştir. Buna karşılık Dustmann ve arkadaşları ücret artışının toplam istihdamı azaltmadığını, çalışanların daha yüksek ücret ödeyen ve daha üretken firmalara yeniden dağıldığını bulmuştur.

Bu farklılıklar birbirini otomatik olarak geçersiz kılmaz. Çalışmalar farklı veri, örneklem, zaman ufku ve emek piyasası marjlarını ölçmektedir. Verianla açısından doğru sonuç, “Almanya'da hiçbir etki yoktu” veya “asgari ücret 140.000 kişiyi işsiz bıraktı” değildir; reformun farklı emek piyasası kanallarında heterojen ayarlamalar ürettiğidir.

İspanya'nın 2019 artışı

İspanya 2019'da yasal asgari ücretini yaklaşık %22 artırmıştır. Kaynakta incelenen çalışmalar toplam istihdam üzerinde sınırlı etki bulurken genç, geçici, tarım sektöründeki ve düşük verimli çalışanlarda daha belirgin risklere işaret etmektedir. Bu nedenle yalnız toplam istihdam oranına bakmak, dağılımsal işgücü piyasası etkilerinin bir bölümünü gizleyebilir.

Çalışma saatleri de bir uyum kanalıdır

İşverenler daha yüksek ücret tabanına yalnız çalışan sayısını azaltarak tepki vermek zorunda değildir. Kaynak, bazı sektörlerde fazla mesainin azaltılması, kısmi zamanlı sözleşmeye geçiş, haftalık çalışma süresinin düşürülmesi veya iş yoğunluğunun değiştirilmesi gibi “yoğun marj” ayarlamalarının görülebildiğini tartışmaktadır.

Bu nedenle asgari ücret reformunun etkisi yalnız “kaç iş yaratıldı veya kaybedildi?” sorusuyla değerlendirilmemelidir. Çalışılan saat, sözleşme kalitesi, işe alım, görev yoğunluğu, sosyal koruma ve marjinal istihdam biçimleri de izlenmelidir.

Direktifin ilk kurumsal etkileri

Direktif 19 Ekim 2022'de kabul edilmiş ve üye devletlerin Kasım 2024'e kadar ulusal hukuka aktarması öngörülmüştür. Kaynak, Portekiz, Almanya ve Slovenya gibi ülkelerin 2023–2024 ücret kararlarında Direktifin yeterlilik yaklaşımına açık atıflar yaptığını aktarmaktadır.

Almanya'nın Ekim 2022'de saatlik asgari ücreti 12 avroya yükseltmesi, 2021 seviyesine kıyasla yaklaşık %25 artış olarak verilmektedir. İspanya'nın 2024 asgari ücreti ise ayda 1134 avro ve yılda 14 ödeme olarak aktarılmaktadır; Eurostat ülkeler arası karşılaştırma için bu tür sistemleri 12 aylık eşdeğer değerlere dönüştürmektedir.

Ücret politikası ve rekabet gücü arasındaki denge

Ücret yeterliliğinin artırılması özellikle düşük ücretli çalışanların gelir güvenliğini, çalışan yoksulluğunun azaltılmasını ve iç talebi destekleyebilir. Ancak ücret artışının verimlilikten uzun süre kopması, özellikle düşük marjlı küçük işletmeler ve emek yoğun ihracat sektörlerinde maliyet baskısı yaratabilir.

Kaynak bu nedenle sosyal koruma ile rekabet gücünü sıfır toplamlı iki hedef olarak ele almamaktadır. Asgari ücret politikalarının beceri geliştirme, inovasyon, mesleki eğitim, verimlilik yatırımları, işgücü denetimi ve toplu pazarlıkla birlikte yürütülmesi halinde iki hedef arasındaki gerilimin azaltılabileceğini savunmaktadır.

Düşük ücretlilik yalnız asgari ücret meselesi değildir

Kaynağın 2022 Eurostat verilerine dayanan Şekil 6 ve Şekil 7'si, düşük ücretliliğin ülkeler ve çalışan özellikleri arasında eşit dağılmadığını göstermektedir. Cinsiyet, yaş, eğitim ve sözleşme türü düşük ücretli çalışma riskini etkileyen önemli boyutlardır.

Almanya'da 2022'de yedi milyondan fazla mini-job bulunduğu aktarılmaktadır. Bu çalışma biçimleri kadınlar, öğrenciler ve yaşlı çalışanlar arasında daha yoğun olabilir ve uzun vadeli sosyal güvenlik haklarını sınırlayabilir. Hollanda'daki on-demand ve zero-hours sözleşmeler ise asgari ücret koruması bulunmasına rağmen eksik istihdam ve gelir istikrarsızlığı sorunlarını görünür hale getirmektedir.

Bölgesel ücret farkları

Tek bir ulusal asgari ücret coğrafi olarak eşit sonuç üretmeyebilir. Düşük yaşam maliyetli bölgelerde aynı ücret daha güçlü koruma sağlayabilirken düşük verimli işletmeler için maliyet baskısı yaratabilir; yüksek maliyetli büyük kentlerde ise aynı tutar çalışanların yaşam maliyetini karşılamakta yetersiz kalabilir.

Kaynak özellikle Polonya, İtalya, Romanya ve Bulgaristan gibi ekonomik yapısı bölgesel olarak heterojen ülkelerde bu sorunun önemini vurgulamaktadır. Direktif, üye ülkelerin ücret yeterliliğini ulusal sosyoekonomik koşullar ışığında değerlendirmesini ister fakat bölgesel olarak farklı yasal asgari ücretler oluşturmayı zorunlu tutmaz.

Çalışmanın desteklediği sonuçlar

  • 2019–2024 döneminde birçok AB ülkesinde yasal asgari ücretler nominal olarak belirgin biçimde yükselmiştir.
  • Orta ve Doğu Avrupa'da daha düşük başlangıç ücretleri nedeniyle yukarı yönlü göreli ücret yakınsaması özellikle belirgindir.
  • Ücret yakınsaması mutlak ücret seviyelerinin eşitlendiği anlamına gelmez.
  • Asgari ücret artışları ücret skalasının hemen üstündeki ücretlere yayılabilir ve alt uçta ücret sıkışmasına katkı sağlayabilir.
  • Ücret dağılımının alt bölümünde eşitsizliği azaltıcı etkiler vardır; büyüklük ülkenin kurumlarına bağlıdır.
  • İncelenen kanıtlar genelleşmiş bir AB ücret–fiyat sarmalını desteklememektedir.
  • İstihdam etkileri ülke, sektör ve çalışan grubuna göre heterojendir; toplam iş kaybı çoğu incelenen durumda sınırlıdır.
  • İşletmeler çalışan sayısı dışında çalışma süresi, işe alım, marjinal istihdam, fiyatlama ve yeniden tahsis gibi kanallarla da uyum sağlayabilir.
  • Toplu pazarlık, uygulama kapasitesi, işgücü denetimi ve verimlilik ücret artışlarının sürdürülebilirliğinde belirleyicidir.

Çalışmanın desteklemediği sonuçlar

  • AB'nin bütün ülkeleri için tek bir optimal asgari ücret seviyesi belirlenmemiştir.
  • Direktif bütün AB için tek bir yasal asgari ücret getirmemektedir.
  • %60 medyan ve %50 ortalama ücret referansları otomatik ve bağlayıcı ortak ücret seviyeleri değildir.
  • Asgari ücret artışlarının her ülkede veya her sektörde istihdamı artırdığı ya da azalttığı biçiminde evrensel nedensel sonuç yoktur.
  • 2019–2024 ücret artışlarının bütün enflasyonu açıklaması desteklenmemektedir.
  • Ücret yakınsamasının bütün yaşam standardı veya satın alma gücü farklarını ortadan kaldırdığı söylenemez.
  • Asgari ücret tek başına genç işsizliği, bölgesel eşitsizlik, kayıt dışı çalışma veya güvencesiz istihdamı çözmez.
  • Çalışma Direktifin uzun dönem sonuçlarını değerlendirecek kadar uzun bir uygulama sonrası döneme sahip değildir.

Çalışmanın sınırlılıkları

İlk sınırlılık, araştırmanın ikincil kanıtlara dayanmasıdır. Çalışma yeni bir mikro veri seti oluşturup nedensel model tahmin etmediği için minimum ücret değişiminin istihdam, enflasyon veya eşitsizlik üzerindeki özgün nedensel etkisini doğrudan hesaplamaz.

İkinci sınırlılık ülke karşılaştırmalarının istatistiksel olarak tam homojen olmamasıdır. Asgari ücret bazı ülkelerde saatlik, bazılarında aylık veya yıllık belirlenmekte; bazı sistemlerde 13 veya 14 ödeme kullanılmaktadır. Ortalama ücret ölçümleri de tam zaman eşdeğer kazanç, aylık brüt ücret, saatlik medyan kazanç veya çalışan başına ücret gibi farklı kavramlara dayanabilir.

Üçüncü sınırlılık yayın yanlılığıdır. İstatistiksel olarak anlamlı sonuç bildiren çalışmaların yayımlanma olasılığı anlamsız veya belirsiz sonuç veren çalışmalardan farklı olabilir. Tarama belirli akademik veri tabanlarıyla sınırlı olduğu için ulusal dildeki bazı çalışmalar veya indekslenmeyen politika değerlendirmeleri de dışarıda kalmış olabilir.

Dördüncü sınırlılık Direktifin zaman ufkudur. 2019–2024 dönemi Direktifin kabulünü ve ilk aktarım sürecini içerir; ancak ücret yeterliliği, toplu pazarlık kapsamı ve kurumlar üzerindeki uzun dönem etkisini değerlendirmek için henüz yeterli değildir.

Kaynak ve Yöntem Notu

Özgün başlık: Evolution of the Minimum and Average Wage in the Countries of the European Union

Yazarlar: Athanasios Nazos; Georgios Konteos; Grigorios Giannarakis; Yakinthi Pavlaki.

Sorumlu yazar: Athanasios Nazos.

Kurumlar: Department of Business Administration, University of Western Macedonia, Grevena, Greece; Department of Economics, University of Crete, Rethymno, Greece.

Dergi: Economies.

Yayıncı: MDPI.

Bibliyografik kayıt: 2026, Cilt 14, Sayı 8, Makale 331.

DOI: 10.3390/economies14080331.

Tarihler: Alınma 12 Temmuz 2026; revizyon 3 Ağustos 2026; kabul 5 Ağustos 2026; yayın 10 Ağustos 2026.

Kaynak türü: Review; PRISMA 2020 mantığından yararlanan, hakemli akademik literatürü resmî istatistiksel ve kurumsal kaynaklarla birleştiren sistematik-literatür-taraması-bilgilendirilmiş nitel ve karşılaştırmalı kanıt sentezi.

Ana karşılaştırma dönemi: 2019–2024. Önceki yıllar tarihsel ve kurumsal başlangıç koşulları için; seçilmiş 2025 referansları ise dönem sonrası politika bağlamı için kullanılmıştır.

Tarama kaynakları: Scopus, Web of Science, ScienceDirect, SpringerLink, SAGE Journals ve Google Scholar; resmî doğrulama için Eurofound, Eurostat, Avrupa Komisyonu, OECD, ECB, ILO ve ulusal kurumlar.

Tarama akışı: Yaklaşık 300 başlangıç kaydı; 230 başlık/özet taraması; 80 tam metin uygunluk değerlendirmesi; 26 tam metin dışlama; 54 kaynaklık nihai kanıt tabanı.

Sentez yöntemi: Meta-analiz değil, narratif ve karşılaştırmalı sentez. Kaynaklar minimum ücret gelişimi, ortalama ücret dinamikleri, Kaitz oranı, ücret yayılması, ücret sıkışması, eşitsizlik, istihdam, çalışma süresi, Direktifin uygulanması ve kırılgan işgücü grupları etrafında tematik olarak değerlendirilmiştir.

Ülke karşılaştırmalarında teknik not: Eurostat uyumlaştırmasına göre saatlik, haftalık veya yılda 12'den fazla ödeme ile belirlenen ücretler karşılaştırılabilir brüt aylık değere dönüştürülmektedir. Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi 14 ödeme sistemlerinde uyumlaştırılmış değer, ulusal aylık ücret × 14 / 12 yaklaşımıyla ifade edilmektedir.

Finansman: Araştırma dış finansman almamıştır.

Etik: Institutional Review Board ve informed consent hükümleri uygulanabilir değildir.

Veri erişilebilirliği: Kaynak, kullanılan verilerin makale içinde bulunduğunu belirtmektedir.

Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması olmadığını beyan etmektedir.

Yazar katkıları: Kaynakta kavramsallaştırma, yöntem, yazılım, doğrulama, biçimsel analiz, araştırma, kaynaklar, veri kürasyonu, ilk taslak, gözden geçirme/düzenleme, görselleştirme, gözetim ve proje yönetimi görevlerinin dört yazar tarafından birlikte yürütüldüğü belirtilmektedir.

Temel yöntemsel sınır: Çalışma yeni nedensel tahminler üretmemektedir. Farklı yöntem, dönem ve ücret tanımlarına sahip çalışmaların sentezlenmesi karşılaştırılabilirliği sınırlar; yayın yanlılığı dışlanamaz ve Direktifin uzun dönem sonuçlarını değerlendirmek için gözlem süresi henüz sınırlıdır.

Telif/görsel notu: Makale CC BY lisanslıdır; ancak kaynak içindeki OECD'den alınmış Şekil 2 ve Şekil 3 gibi üçüncü taraf şekillerin hak statüsü ana makalenin lisansından bağımsız değerlendirilmelidir. Verianla'da doğrudan görsel kopya yerine resmî olgusal verilerden özgün yeniden çizim tercih edilmelidir.


Paylaş:

Yorumlar incelendikten sonra yayımlanır. Gönderdiğiniz yorum onay sürecine alınır ve uygun bulunduğunda görünür hâle gelir.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir