Süt dişlenmesindeki oklüzal özellikler, üst ve alt süt dişlerinin ağız kapatıldığında birbirleriyle nasıl ilişki kurduğunu, diş arklarındaki boşlukları ve çapraşıklık gibi yerleşim özelliklerini tanımlayan anatomik ve işlevsel özelliklerdir. Bu kesitsel çalışma, Hindistan'ın Tamil Nadu eyaletindeki Namakkal bölgesinde okul öncesi çocukların süt dişlenmesinde molar ve kanin ilişkilerini, overjet, overbite, açık kapanış, çapraz kapanış, primat aralıkları, fizyolojik aralıklar ve çapraşıklığı incelemiştir. Sonuç ve tablo bölümlerine göre değerlendirme 500 çocuk üzerinde yapılmıştır; çocukların 254'ü kız, 246'sı erkektir. Çalışma belirli bir zamandaki oklüzal özelliklerin prevalansını ölçmektedir; çocukların kalıcı dişlenmeye geçişini zaman içinde takip etmemiştir.
Tablo 1'deki sayılara göre sağ taraftaki süt ikinci molar ilişkisinde mezial basamak 500 çocuğun 285'inde, yani %57,0'ında; flush terminal düzlem 195'inde, yani %39,0'ında; distal basamak 22'sinde, yani %4,4'ünde görülmüştür. Sol tarafta karşılık gelen oranlar sırasıyla %55,6, %40,4 ve %3,6'dır. Bu nedenle mezial basamak her iki tarafta da en sık görülen molar ilişkisidir.
Süt kanin ilişkisinde Sınıf I en baskın kategoridir: sağ tarafta çocukların %90,4'ü, sol tarafta %90,6'sı Sınıf I olarak sınıflandırılmıştır. Tablo 1'e göre sağ kanin Sınıf II oranı %8,0 ve Sınıf III oranı %1,6; sol tarafta ise Sınıf II %7,2 ve Sınıf III %1,2'dir. Makalenin özetindeki “Sınıf II %4” ifadesi bu tablo değerleriyle uyuşmadığından Verianla anlatımında tablo değerleri ile özet arasındaki farklılık açıkça korunmaktadır.
Üst ark primat aralığı 328/500 çocukta (%65,6), alt ark primat aralığı 242/500 çocukta (%48,4) bulunmuştur. Fizyolojik aralıkların toplam prevalansı üst arkta %40,4, alt arkta %38,6'dır. Artmış overjet 122/500 çocukta (%24,4), artmış overbite 129/500 çocukta (%25,8), açık kapanış 26/500 çocukta (%5,2), anterior çapraz kapanış 15/500 çocukta (%3,0) ve posterior çapraz kapanış 2/500 çocukta (%0,4) görülmüştür. Bu toplam yüzdeler, kaynak Tablo 1'deki kız ve erkek sayılarının birleştirilmesiyle yapılan doğrudan aritmetik hesaplamalardır.
Cinsiyetler arasında kaynakta kullanılan p<0,05 eşiğine göre anlamlı fark bulunan başlıca özellikler; sağ mezial basamak (p=0,027), sol mezial basamak (p=0,021), sağ kanin Sınıf II (p=0,011), sağ kanin Sınıf III (p=0,004), sol kanin Sınıf II (p=0,048), sol kanin Sınıf III (p=0,012) ve üst ark primat aralığıdır (p=0,001). Artmış overbite için p=0,051 raporlandığından, değer %5 anlamlılık eşiğinin hemen üzerinde kalmakta ve çalışma tarafından istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmemektedir.
Çalışmanın temel yorum sınırı önemlidir: kesitsel tasarım yalnız incelenen çocuklarda o anda görülen oklüzal özellikleri gösterir. Çalışma, belirli bir çocuğun ileride kesin olarak Angle Sınıf I, II veya III kalıcı molar ilişkisi geliştireceğini ya da erken bir oklüzal özelliğin tek başına gelecekteki maloklüzyona neden olduğunu gösteremez. Yazarlar da kalıcı dişlenmedeki sonuçların belirlenmesi için uzunlamasına araştırmalar gerektiğini belirtmektedir.
Araştırmanın temel problemi
Süt dişlenmesi, çocukluk döneminde yalnız geçici bir diş dizisi değildir. Süt dişlerinin birbirleriyle ilişkisi, ark içindeki boşlukların dağılımı ve alt-üst çene kapanış düzeni, daha sonra sürecek kalıcı dişlerin yerleşebileceği anatomik ortam hakkında bilgi sağlar. Bu nedenle çocuk diş hekimliğinde süt dişlenmesindeki oklüzal özelliklerin toplum düzeyinde nasıl dağıldığını bilmek, normal varyasyonu olası sorunlardan ayırmak açısından önemlidir.
Çalışmanın yazarları, özellikle Namakkal bölgesindeki okul öncesi çocuklara ilişkin yerel epidemiyolojik verinin sınırlı olmasını araştırmanın gerekçesi olarak göstermektedir. Çalışmanın hipotez bölümünde molar ve kanin ilişkileri, boşluk düzenleri, overjet, overbite, açık kapanış, çapraz kapanış ve çapraşıklığın dağılımının çocuklar arasında ve kız-erkek grupları arasında değişebileceği öngörülmüştür.
Süt Dişlenmesinde Oklüzyon Nedir?
Süt dişlenmesinde oklüzyon, üst ve alt çenedeki süt dişlerinin ağız kapatıldığında birbirleriyle kurduğu temas ve konumsal ilişki düzenidir. Bu kavram yalnız “dişlerin birbirine değmesi” anlamına gelmez; ikinci süt molarlarının önden-arkaya ilişkisi, süt kaninlerinin ilişkisi, kesici dişlerin yatay ve dikey örtüşmesi, dişler arasındaki boşluklar, çapraşıklık ve çapraz kapanış gibi farklı özelliklerin birlikte değerlendirilmesini kapsar.
Primer veya süt dişlenmesi, kalıcı dişlerin henüz ağızda baskın hale gelmediği çocukluk dönemi diş dizisidir. Maloklüzyon ise dişlerin veya alt-üst diş arklarının normal kabul edilen kapanış ilişkilerinden sapmasını ifade eden genel terimdir. Bir oklüzal özelliğin bulunması her durumda hastalık veya tedavi gereksinimi anlamına gelmez; özelliğin tipi, derecesi, büyüme süreci ve çocuğun genel dental gelişimi birlikte değerlendirilmelidir.
“Mezial” ve “distal” ne anlama gelir?
Diş hekimliğinde mezial, diş arkının orta hattına doğru olan yönü; distal ise orta hattan uzaklaşan yönü ifade eder. Çalışmadaki süt molar ilişkisi sınıflaması, üst ve alt ikinci süt molarlarının distal yüzlerinin birbirlerine göre önden-arkaya konumuna dayanır.
Mezial Basamak, Flush Terminal Düzlem ve Distal Basamak Ne Anlama Gelir?
Bu üç terim, alt ikinci süt molarının distal yüzünün üst ikinci süt molarının distal yüzüne göre konumunu tanımlar: yüzler aynı dikey düzlemdeyse flush terminal düzlem, alt moların distal yüzü daha mezialdeyse mezial basamak, daha distaldeyse distal basamak olarak sınıflandırılır. Bu sınıflama süt dişlenmesindeki ön-arka molar ilişkinin betimlenmesidir; tek başına gelecekteki kalıcı molar ilişkinin kesin sonucu değildir.
Molar ilişkilerinin gelişim açısından yorumu
Çalışmanın tartışmasında mezial basamak ilişkisinin kalıcı dişlenmede Angle Sınıf I molar ilişkisinin gelişmesiyle uyumlu bir özellik olabileceği, distal basamağın ise Sınıf II gelişimi açısından daha fazla dikkat gerektirebileceği önceki literatüre dayanılarak tartışılmaktadır. Flush terminal düzlemde ise mandibular büyüme ve dişlerin öne doğru hareketi gibi gelişimsel süreçlere bağlı olarak farklı kalıcı molar ilişkileri oluşabilir.
Bu açıklama, mevcut Namakkal çalışmasında doğrudan gözlenen bir dönüşüm değildir. Çalışma çocukları yıllar boyunca takip etmemiştir. Dolayısıyla “mezial basamak görülen bu çocuk kesin Sınıf I olacak” gibi bireysel bir öngörü kaynak tarafından kanıtlanmamaktadır.
Süt Kanin İlişkilerinde Sınıf I, II ve III Nasıl Tanımlanır?
Çalışmanın kullandığı Foster-Hamilton temelli sınıflamada Sınıf I, üst süt kanininin tüberkül ucunun alt süt kanininin distal yüzüyle dikey olarak hizalanmasıdır; Sınıf II'de üst kanin tüberkül ucu bu referansın daha mezialinde, Sınıf III'te ise daha distalinde bulunur. Bu sınıflar süt kaninlerinin ön-arka ilişkisini tanımlar ve kalıcı dişlenmedeki Angle sınıflamasıyla aynı ölçüm değildir.
Bu çalışmada Sınıf I kanin ilişkisi hem sağda hem solda yaklaşık %90 düzeyindedir ve açık ara en sık görülen kanin ilişkisidir. Sınıf II ilişkisi kızlarda erkeklerden daha sık, Sınıf III ise Tablo 1'e göre yalnız erkek çocuklarda görülmüştür.
Primat aralıkları nedir?
Primat aralıkları, süt dişlenmesinde belirli anatomik bölgelerde bulunan boşluklardır. Kaynakta kullanılan tanıma göre üst çenede süt kanininin mezialinde, alt çenede ise süt kanininin distalinde bulunan boşluklar primat aralığı olarak sınıflandırılmıştır.
Bu boşlukların varlığı “dişler seyrek ve anormal” anlamına gelmez. Süt dişleri ile daha geniş kalıcı dişler arasındaki boyut farkının karşılanmasına yardımcı olabilen gelişimsel boşluklardan biridir. Çalışmanın tartışması da özellikle üst arktaki primat boşluklarını kalıcı dişlerin daha büyük mezial-distal genişlikleri için kullanılabilecek alan bağlamında değerlendirmektedir.
Fizyolojik aralık nedir?
Fizyolojik aralık, yalnız primat bölgesiyle sınırlı olmayan ve süt dişleri arasında daha genel biçimde görülen boşlukları ifade eder. Çalışma, Baume sınıflamasına dayanarak süt dişlenmesini aralıklı veya aralıksız olarak değerlendirmekte ve primat aralıklarını fizyolojik/genelleşmiş aralıklardan ayrı kaydetmektedir.
Çapraşıklık ne anlama gelir?
Çapraşıklık, diş arkındaki kullanılabilir alanın dişlerin düzgün biçimde yerleşmesi için yetersiz olması sonucu sürmüş dişlerin örtüşmesi veya düzensiz konumlanmasıdır. Kaynak Tablo 1 ve kaynak Şekil 3'te üst ark çapraşıklığı kız ve erkeklerde %0, alt ark çapraşıklığı ise kızlarda %8,7 ve erkeklerde %6,5 olarak gösterilmektedir.
Kaynağın tartışma metninde buna karşılık üst ark çapraşıklığının kızlarda %3,9 ve erkeklerde %2,4 olduğu yazılmıştır. Bu ifade Tablo 1 ve Şekil 3 ile uyuşmamaktadır. Ham katılımcı verisi bulunmadığından hangi ifadenin özgün ölçümü temsil ettiği bağımsız olarak çözülememektedir; bu nedenle çelişki düzeltilmiş veri gibi sunulmamıştır.
Overjet nedir?
Overjet, üst ön dişlerin alt ön dişlere göre yatay yöndeki öne çıkma miktarıdır. Çalışmada en önde bulunan üst kesici dişin palatinal yüzeyi ile alt kesicinin labial yüzeyi arasındaki yatay mesafe bir divider ve ölçek kullanılarak değerlendirilmiş, 3 mm'nin üzerindeki değerler artmış overjet olarak sınıflandırılmıştır.
Kaynakta artmış overjet kızların %20,9'unda ve erkeklerin %28,0'ında görülmüştür. Gruplar arasındaki p değeri 0,062'dir; dolayısıyla çalışmanın önceden belirlediği p<0,05 eşiğine göre bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildir.
Overbite nedir?
Overbite, üst kesici dişlerin alt kesici dişleri dikey yönde ne kadar örttüğünü ifade eder. Çalışma, 3 mm'nin üzerindeki örtüşmeyi artmış overbite olarak değerlendirmiştir.
Artmış overbite kızlarda %22,0, erkeklerde %29,7'dir. Kaynak p=0,051 bildirmektedir. Bu değer 0,05 sınırına çok yakın olsa da çalışma protokolünde kullanılan anlamlılık eşiğinin üzerindedir; bu nedenle “istatistiksel olarak anlamlı fark” şeklinde sunulmamalıdır.
Açık kapanış nedir?
Açık kapanış (open bite), üst ve alt kesici dişlerin kapanış sırasında dikey olarak üst üste gelmemesi durumudur. Çalışmada açık kapanış kızlarda %3,9, erkeklerde %6,5 olarak görülmüş ve cinsiyet farkı istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0,196).
Tartışma bölümünde parmak emme veya dil itimi gibi alışkanlıkların açık kapanışla ilişkili olabileceği belirtilmektedir. Ancak mevcut çalışmada bu alışkanlıklar ayrı bir maruziyet değişkeni olarak ölçülmemiştir. Dolayısıyla bu çocuklardaki açık kapanışların nedeninin söz konusu alışkanlıklar olduğu bu veri setiyle gösterilmiş değildir.
Anterior ve posterior çapraz kapanış nedir?
Anterior çapraz kapanış, kaynak tanımında üst kesici veya kaninlerin alt kesici/kaninlerin lingual tarafında kapanmasıdır. Posterior çapraz kapanış ise üst molarların alt molarlara göre lingual konumda kapanması olarak değerlendirilmiştir.
Anterior çapraz kapanış kızlarda %2,8 ve erkeklerde %3,3; posterior çapraz kapanış kızlarda %0 ve erkeklerde %0,8 oranında bulunmuştur. Her iki cinsiyet karşılaştırması da p<0,05 düzeyine ulaşmamıştır.
Kesitsel Bir Çalışma Kalıcı Dişlenmedeki Maloklüzyonu Kanıtlayabilir mi?
Hayır. Kesitsel çalışma katılımcıları belirli bir zamanda değerlendirir ve o anda görülen özelliklerin prevalansını gösterebilir; aynı çocukları süt dişlenmesinden kalıcı dişlenmeye kadar takip etmediği için belirli bir süt dişlenmesi özelliğinin daha sonra hangi maloklüzyona dönüşeceğini doğrudan kanıtlayamaz. Bu araştırmadaki geleceğe dönük yorumlar önceki dental gelişim bilgisiyle ilişkilendirilen olasılıklardır; bireysel prognoz veya nedensellik sonucu değildir.
Bu ayrım özellikle çalışmanın özetindeki “kalıcı dişlenmede daha düşük maloklüzyon riski” yönündeki yorumun okunmasında önemlidir. Mevcut araştırmada kalıcı dişlenme sonucu ölçülmemiştir. Yazarların sonuç bölümünde daha uzun süreli longitudinal araştırma gerektiğini belirtmesi de bu sınırı desteklemektedir.
Çalışmanın Yöntemi ve Bulguları
Araştırma tasarımı
Çalışma, Tamil Nadu eyaletinin Namakkal bölgesindeki okul öncesi çocuklar üzerinde gerçekleştirilmiş kesitsel prevalans araştırmasıdır. Her katılımcı mevcut süt dişlenmesi özellikleri bakımından klinik olarak değerlendirilmiş; tedavi uygulanmamış, deneysel maruziyet oluşturulmamış ve çocuklar zaman içinde takip edilmemiştir.
Başlık, özet ve sonuç bölümleri araştırma yaş aralığını 3-5 yaş olarak verir. Bununla birlikte hipotez ile materyal-yöntem bölümünde 3-6 yaş ifadesi bulunmaktadır. Kaynak bu farklılığı açıklamadığından Verianla, yaş aralığını sessizce tek bir değere dönüştürmemektedir. Ana bibliyografik çalışma kimliği başlık ve özetle uyumlu olarak 3-5 yaş çalışmasıdır; fakat yöntem metnindeki 3-6 ifadesi kaynak içi belirsizliktir.
Örneklem büyüklüğü nasıl planlanmıştır?
Kaynak, örneklem hesaplamasında %95 güven düzeyi, %46 beklenen prevalans ve 0,05 kabul edilebilir hata payı kullandığını; minimum örneklem büyüklüğünün 381 hesaplandığını ve hedef sayının yaklaşık 500'e çıkarıldığını bildirmektedir.
Makale örneklem büyüklüğü hesabında kullanılan açık matematiksel denklemi göstermemektedir. Bu nedenle Verianla anlatımında belirli bir örneklem formülü araştırmacıların kullandığı denklemmiş gibi eklenmemiştir. Ayrıca özet “çok aşamalı örnekleme” ifadesini kullanırken yöntem bölümünde özel ve devlet okullarından rastgele seçim yapıldığı ve kura benzeri chit method kullanıldığı açıklanmaktadır; çok aşamalı örneklemenin kaç aşamadan oluştuğu, kaç okulun seçildiği ve her aşamadaki örnekleme çerçevesi raporlanmamaktadır.
Gerçek analiz örneklemi
Sonuç bölümünde 500 çocuk, 246 erkek ve 254 kız olarak raporlanmıştır. Bu iki sayı tam olarak 500'e ulaşmakta ve Tablo 1'deki her özelliğin mevcut/yok toplamları da aynı grup büyüklükleriyle uyumludur.
Özet bölümünde buna karşılık “toplam 529 çocuk incelendi” ifadesi geçmektedir. 529 sayısı sonuç tablosundaki cinsiyet toplamlarıyla ve yöntem bölümündeki 500 kişilik örneklemle uyuşmamaktadır. Ham katılımcı akış şeması verilmediği için 529'un taranan, uygun bulunan veya yazım hatası olan başka bir sayı olup olmadığı belirlenememektedir. Bu nedenle nicel analizlerde kaynak Tablo 1 ve sonuç bölümünün desteklediği n=500 kullanılmıştır.
Etik izin ve katılım koşulları
Çalışma Institutional Review Board tarafından VDCW/IEC/349/2023 numarasıyla etik onay almıştır. Okul yönetimlerinden izin alınmış, kurum yöneticilerinin velileri bilgilendirdiği ve ebeveynlerden yazılı onam alındığı bildirilmiştir.
Dahil edilme koşulları kaynakta; erken diş kaybı olmayan çocuklar, çürüksüz dişler, ebeveynlerinden yazılı onam alınan çocuklar ve Frankl davranış derecelendirmesinde 3 veya 4 olarak değerlendirilen iş birliğine uygun çocuklar şeklinde verilmiştir. Kaynak Frankl 3 ve 4 kategorilerinin operasyonel tanımlarını ayrıca açıklamadığı için burada kaynak dışı ayrıntılı kategori tanımı eklenmemiştir.
Klinik muayene nasıl yapılmıştır?
Kaynak, ADA Type IV klinik muayene uygulandığını, muayenenin doğal ışık altında ve tek bir muayene edici tarafından yapıldığını belirtmektedir. Makale ADA Type IV prosedürünün bütün operasyonel ayrıntılarını, kullanılan divider ve ölçeğin marka/modelini veya ölçüm kalibrasyonunu raporlamamaktadır.
Ayrıca gözlemcinin kalibrasyonu, aynı ölçümün tekrarındaki güvenilirlik veya kappa/ICC gibi gözlemci güvenilirliği ölçütleri kaynakta verilmemiştir. Bu bilgiler raporlanmadığından sonradan eklenmemiştir.
Prevalans Bu Çalışmada Ne Anlama Gelir?
Prevalans, belirli bir oklüzal özelliğin incelenen grupta değerlendirme anında ne kadar yaygın olduğunu gösteren orandır. Bu çalışmada bir özelliği taşıyan çocuk sayısı ilgili kız, erkek veya toplam çocuk sayısına bölünüp yüzdeye çevrildiğinde kaynak grafiklerindeki prevalans değerleri elde edilmektedir; prevalans yeni olguların zaman içindeki ortaya çıkış hızını ifade eden insidans ile aynı kavram değildir.
Öğretici olarak kullanılan temel oran şöyledir; bu ifade kaynak makalede numaralandırılmış bir denklem olarak verilmemiş, Tablo 1'deki sayıların nasıl yüzdeye dönüştüğünü açıklamak için gösterilmiştir:
\[ \mathrm{Prevalans}(\%)= \frac{\text{İlgili özelliğin görüldüğü kişi sayısı}} {\text{İlgili grubun toplam kişi sayısı}} \times100 \]
Örneğin sağ tarafta mezial basamak 254 kızın 157'sinde görülmüştür:
\[ \frac{157}{254}\times100 \approx 61{,}8\% \]
Kaynak Şekil 1'de kızlar için verilen %61,8 değeri bu hesapla doğrulanmaktadır. Aynı şekilde erkeklerde 128/246 ≈ %52,0'dır.
Molar ilişkilerinin sonuçları
| Taraf ve ilişki | Kızlar (n=254) | Erkekler (n=246) | p değeri | p<0,05? |
|---|---|---|---|---|
| Sağ - Mezial basamak | 157 (%61,8) | 128 (%52,0) | 0,027 | Evet |
| Sağ - Distal basamak | 10 (%3,9) | 12 (%4,9) | 0,237 | Hayır |
| Sağ - Flush terminal düzlem | 89 (%35,0) | 106 (%43,1) | 0,065 | Hayır |
| Sol - Mezial basamak | 154 (%60,6) | 124 (%50,4) | 0,021 | Evet |
| Sol - Distal basamak | 8 (%3,1) | 10 (%4,1) | 0,583 | Hayır |
| Sol - Flush terminal düzlem | 92 (%36,2) | 110 (%44,7) | 0,053 | Hayır |
Mezial basamak her iki tarafta da kızlarda erkeklerden daha yüksek oranda görülmüş ve kaynak p değerlerine göre fark istatistiksel anlamlılık eşiğini geçmiştir. Flush terminal düzlem erkeklerde sayısal olarak daha yüksek olmasına rağmen sağda p=0,065 ve solda p=0,053 olduğundan kaynak tarafından anlamlı kabul edilemez.
Özet bölümündeki “mezial %57, distal %4, flush %39” değerleri sayısal olarak Tablo 1'in sağ taraf toplamlarıyla eşleşmektedir: sağ mezial 285/500=%57,0; sağ distal 22/500=%4,4; sağ flush 195/500=%39,0. Özet bu değerleri açıkça “sağ taraf” diye etiketlemediği için bu nokta bir sunum belirsizliği olarak korunmalıdır.
Kanin ilişkilerinin sonuçları
| Taraf ve sınıf | Kızlar (n=254) | Erkekler (n=246) | p değeri | p<0,05? |
|---|---|---|---|---|
| Sağ - Sınıf I | 226 (%89,0) | 226 (%91,9) | 0,272 | Hayır |
| Sağ - Sınıf II | 28 (%11,0) | 12 (%4,9) | 0,011 | Evet |
| Sağ - Sınıf III | 0 (%0) | 8 (%3,3) | 0,004 | Evet |
| Sol - Sınıf I | 230 (%90,6) | 223 (%90,7) | 0,970 | Hayır |
| Sol - Sınıf II | 24 (%9,4) | 12 (%4,9) | 0,048 | Evet |
| Sol - Sınıf III | 0 (%0) | 6 (%2,4) | 0,012 | Evet |
Sınıf I kanin ilişkisi her iki cinsiyette ve her iki tarafta yaklaşık %89-92 aralığında olup baskın ilişkidir. Sınıf II ilişkisi her iki tarafta kızlarda erkeklerden daha sık ve p<0,05'tir. Sınıf III ilişkisi tabloda kızlarda hiç görülmemiş, erkeklerde sağda %3,3 ve solda %2,4 olarak kaydedilmiştir.
Burada istatistiksel farkın klinik büyüklükle aynı şey olmadığı unutulmamalıdır. Makale yalnız p değerlerini sunmakta; risk oranı, odds ratio, güven aralığı veya başka bir etki büyüklüğü vermemektedir.
Makale özetindeki “Sınıf I %90, Sınıf II %4, Sınıf III %2” ifadesi Tablo 1 ile tam uyumlu değildir. Sağ taraf toplamları Tablo 1'den sırasıyla %90,4, %8,0 ve %1,6; sol taraf toplamları %90,6, %7,2 ve %1,2 olarak hesaplanmaktadır. Bu nedenle özetin Sınıf II için verdiği %4 değeri tablo verisinden doğrudan yeniden üretilememektedir.
Primat aralıkları, fizyolojik aralıklar ve çapraşıklık
| Özellik | Kızlar (n=254) | Erkekler (n=246) | Toplam prevalans | p değeri |
|---|---|---|---|---|
| Üst ark primat aralığı | 149 (%58,7) | 179 (%72,8) | 328/500 (%65,6) | 0,001 |
| Alt ark primat aralığı | 114 (%44,9) | 128 (%52,0) | 242/500 (%48,4) | 0,110 |
| Üst ark fizyolojik aralık | 98 (%38,6) | 104 (%42,3) | 202/500 (%40,4) | 0,400 |
| Alt ark fizyolojik aralık | 92 (%36,2) | 101 (%41,1) | 193/500 (%38,6) | 0,267 |
| Üst ark çapraşıklık - Tablo 1/Şekil 3 | 0 (%0) | 0 (%0) | 0/500 (%0) | 0,341* |
| Alt ark çapraşıklık | 22 (%8,7) | 16 (%6,5) | 38/500 (%7,6) | 0,363 |
*Kaynak tutarlılık uyarısı: Üst ark çapraşıklığında Tablo 1 ve Şekil 3 her iki grupta da “0 mevcut” göstermesine rağmen tabloda p=0,341 yazmaktadır ve tartışma metni ayrıca kızlarda %3,9, erkeklerde %2,4 üst ark çapraşıklığı bildirmektedir. Bu üç bilgi kendi aralarında tam olarak uyuşmamaktadır. Ham veri olmadan p değerinin hangi gözlemlerden üretildiği veya tartışma yüzdelerinin hangi satıra ait olduğu güvenilir biçimde çözülemez.
En güçlü boşluk bulgusu üst ark primat aralığıdır: erkeklerde %72,8, kızlarda %58,7 ve p=0,001. Alt ark primat aralığı ile üst ve alt fizyolojik aralıklarda erkeklerin oranları sayısal olarak daha yüksek olsa da p değerleri 0,05'in üzerindedir.
Overjet, overbite, açık kapanış ve çapraz kapanış sonuçları
| Özellik | Kızlar (n=254) | Erkekler (n=246) | Toplam prevalans | p değeri |
|---|---|---|---|---|
| Artmış overjet | 53 (%20,9) | 69 (%28,0) | 122/500 (%24,4) | 0,062 |
| Artmış overbite | 56 (%22,0) | 73 (%29,7) | 129/500 (%25,8) | 0,051 |
| Açık kapanış | 10 (%3,9) | 16 (%6,5) | 26/500 (%5,2) | 0,196 |
| Anterior çapraz kapanış | 7 (%2,8) | 8 (%3,3) | 15/500 (%3,0) | 0,745 |
| Posterior çapraz kapanış | 0 (%0) | 2 (%0,8) | 2/500 (%0,4) | 0,150 |
Artmış overjet ve overbite bu beş özellik içinde en sık görülen iki bulgudur. Erkeklerde her ikisinin oranı kızlardan daha yüksektir; ancak overjet için p=0,062 ve overbite için p=0,051 olduğundan kaynak tarafından kullanılan %5 eşiğinde anlamlı cinsiyet farkı gösterilmemiştir.
İstatistiksel analiz nasıl yapılmıştır?
Makale, verilerin SPSS Version 25 ile analiz edildiğini belirtmektedir. Normallik değerlendirmesi için Shapiro-Wilk testi kullanıldığı; verilerin frekans ve dağılımlarla betimlendiği; istatistiksel anlamlılık düzeyinin %5, yani p<0,05 olarak kabul edildiği yazılmıştır.
p değeri, sıfır hipotezi altında gözlenen veya daha uç bir farkın elde edilmesinin ne kadar uyumlu olduğunu değerlendiren istatistiksel göstergedir. Bu çalışmanın kullandığı karar kuralında p<0,05 olan karşılaştırmalar “istatistiksel olarak anlamlı” kabul edilmiştir. Ancak p değeri farkın büyüklüğünü, klinik önemini veya nedenselliğini tek başına göstermez.
Önemli bir yeniden üretilebilirlik sınırlılığı vardır: Makale, Tablo 1'de kız ve erkek grupları için verdiği p değerlerinin hangi karşılaştırma testiyle hesaplandığını açıkça adlandırmamaktadır. Shapiro-Wilk testi normallik testi olarak belirtilmiştir; ancak kategorik “mevcut/yok” sayılarının cinsiyetler arasında karşılaştırılmasında kullanılan kesin çıkarımsal test kaynak metinde açıklanmamaktadır. Bu nedenle Verianla anlatımında ki-kare, Fisher kesin testi veya başka bir test kullanılmış gibi varsayım yapılmamıştır.
Kaynakta anlamlı bulunan cinsiyet farklılıkları
- Sağ mezial basamak: kızlarda %61,8, erkeklerde %52,0; p=0,027.
- Sol mezial basamak: kızlarda %60,6, erkeklerde %50,4; p=0,021.
- Sağ kanin Sınıf II: kızlarda %11,0, erkeklerde %4,9; p=0,011.
- Sağ kanin Sınıf III: kızlarda %0, erkeklerde %3,3; p=0,004.
- Sol kanin Sınıf II: kızlarda %9,4, erkeklerde %4,9; p=0,048.
- Sol kanin Sınıf III: kızlarda %0, erkeklerde %2,4; p=0,012.
- Üst ark primat aralığı: kızlarda %58,7, erkeklerde %72,8; p=0,001.
Bu farklılıklar yalnız incelenen örneklemdeki kız ve erkek gruplarının dağılımına ilişkindir. Çalışma yaş, sosyoekonomik durum, oral alışkanlıklar, çene büyümesi veya başka olası karıştırıcı değişkenleri çok değişkenli bir modelle düzeltmemiştir; en azından kaynak metinde böyle bir model raporlanmamaktadır.
Yazarların tartışmadaki ana yorumu
Yazarlar mezial basamağın çalışmada en sık molar ilişki olmasını ve Sınıf I kanin ilişkisinin baskınlığını genel olarak olumlu süt dişlenmesi özellikleri bağlamında yorumlamaktadır. Üst primat aralıklarının özellikle erkeklerde yüksek bulunması, daha geniş kalıcı dişlerin sürmesi için kullanılabilecek ark boşluğu açısından tartışılmıştır.
Artmış overjet ve overbite, diğer açık kapanış ve çapraz kapanış özelliklerinden daha sık görülmüştür. Yazarlar bu özelliklerin gerektiğinde erken değerlendirme açısından önemli olabileceğini belirtmektedir. Ancak bu çalışma herhangi bir ortodontik müdahalenin etkinliğini, erken tedavinin sonucunu veya tedavi edilmeyen çocukların gelecekteki doğal seyrini test etmemiştir.
Çalışmanın desteklediği sonuçlar
- İncelenen 500 çocukta mezial basamak süt molar ilişkisi her iki tarafta da en sık molar ilişki kategorisidir.
- Sınıf I süt kanin ilişkisi yaklaşık %90 düzeyiyle her iki tarafta ve her iki cinsiyette baskındır.
- Üst ark primat aralıkları özellikle yaygındır ve erkeklerde kızlardan anlamlı derecede daha yüksek prevalans göstermiştir.
- Artmış overjet ve overbite, açık kapanış ve çapraz kapanıştan daha sık gözlenmiştir.
- Bazı molar ve kanin ilişki kategorilerinde kız ve erkek grupları arasında istatistiksel farklılıklar raporlanmıştır.
- Posterior çapraz kapanış incelenen örneklemde çok seyrektir.
Çalışmanın desteklemediği genellemeler
Çalışma, bu çocukların gelecekte kesin olarak normal kalıcı oklüzyona sahip olacağını kanıtlamaz. Bir süt dişlenmesi özelliğinin daha sonraki maloklüzyona neden olduğunu göstermez. Namakkal'daki sonuçların bütün Hindistan'a veya başka ülkelere aynı oranlarla genellenmesini doğrulamaz. Çalışma ortodontik tedavinin etkinliğini değerlendirmez ve klinik tedavi kararı için tek başına yeterli bir prognostik model oluşturmaz.
Ayrıca çalışma, parmak emme, dil itimi veya başka oral alışkanlıkların gözlenen açık kapanışın nedeni olduğunu doğrudan test etmemiş; bu tür mekanizmaları tartışmada önceki literatür bağlamında ele almıştır.
Başlıca yöntemsel ve raporlama sınırlılıkları
- Kesitsel tasarım nedeniyle süt dişlenmesinden kalıcı dişlenmeye gerçek geçiş izlenmemiştir.
- Kaynakta yaş aralığı 3-5 ve 3-6 şeklinde iki farklı biçimde verilmiştir.
- Özet içinde 529 çocuk ifadesi bulunmasına rağmen sonuç ve tablolar n=500 ile uyumludur.
- Özetin kanin Sınıf II prevalansı Tablo 1'deki değerlerle uyuşmamaktadır.
- Üst ark çapraşıklığı konusunda Tablo 1/Şekil 3 ile tartışma metni çelişmektedir.
- “Çok aşamalı örnekleme” ifadesinin aşamaları ayrıntılı raporlanmamıştır.
- Tablo 1 p değerlerini üreten kesin karşılaştırma testi belirtilmemiştir.
- Güven aralıkları ve etki büyüklükleri sunulmamıştır.
- Muayene edici kalibrasyonu ve ölçüm tekrar güvenilirliği için sayısal bir katsayı raporlanmamıştır.
- Çalışmada kompozit bir “toplam maloklüzyon” ölçütü tanımlanmamıştır; farklı oklüzal özellikler ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
Çalışmanın bilimsel anlamı
Araştırmanın en güvenilir katkısı, Namakkal'daki incelenen okul öncesi çocuk grubunun süt dişlenmesi oklüzal özelliklerini ayrıntılı biçimde betimlemesidir. Çalışma, özellikle mezial molar basamağın, Sınıf I kanin ilişkisinin ve diş arkı boşluklarının bu örneklemdeki dağılımı hakkında yerel epidemiyolojik veri sağlar.
Bu veriler çocuk diş hekimliği ve ortodontik tarama çalışmalarında başlangıç bilgisi sağlayabilir; fakat gelecekteki kalıcı dişlenme sonucunu belirlemek için aynı çocukları zaman içinde izleyen longitudinal araştırmalar gereklidir. Kaynağın kendi sonuç bölümü de kalıcı dişlenmede optimal oklüzyona dönüşümün belirlenmesi için daha fazla uzunlamasına araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.
Kaynak ve Yöntem Notu
Özgün çalışma: PREVALENCE OF OCCLUSAL TRAITS IN PRESCHOOLER’S OF 3-5 YEARS OLD OF NAMAKKAL DISTRICT TAMIL NADU: A CROSS- SECTIONAL STUDY
Yazarlar: Kamatchi Mohanraj; Aishwaryaa Kandhan; Vinodh Selvaraj; Gawtaman M.; Manoharan Muthusamy; Vijayakumar.
Sorumlu yazar: Kamatchi Mohanraj.
Afiliasyon: PDF, 1-5 numaralı yazarlar için Department of Paediatric Dentistry, Vivekanandha Dental College for Women afiliyasyonunu göstermektedir. Altıncı yazar Vijayakumar'ın ayrı afiliyasyonu PDF'nin görünür bibliyografik bölümünde belirtilmemiştir.
Eşit katkı: Kaynakta eşit katkı/eş birinci yazarlık beyanı görülmemiştir.
Dergi: European Journal of Pharmaceutical and Medical Research (EJPMR).
Cilt / sayı / sayfa: 13(1), 314-320.
ISSN: ISSN (O) 2394-3211; ISSN (P) 3051-2573.
DOI: 10.5281/zenodo.18093982.
Kalıcı DOI bağlantısı: https://doi.org/10.5281/zenodo.18093982
Dergi sitesi: https://www.ejpmr.com/
Makale alınış tarihi: 4 Aralık 2025.
Revizyon tarihi: 25 Aralık 2025.
Yayın tarihi: 1 Ocak 2026.
Kaynak türü: Research Article; insanlarda kesitsel gözlemsel prevalans çalışmasıdır. Klinik müdahale veya longitudinal takip çalışması değildir.
Hakemlik durumu: EJPMR kendisini hakemli dergi olarak tanımlamakta ve resmî değerlendirme prosedüründe çift-kör hakemlik uyguladığını belirtmektedir. Makale derginin takip sisteminde kabul edilmiş çalışma olarak görünmektedir. Bireysel hakem raporları bu incelemede değerlendirilmemiştir.
Lisans: Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0).
Etik onay: Institutional Review Board, VDCW/IEC/349/2023.
Onam: Kaynak, ebeveynlerden yazılı onam alındığını ve okul yetkililerinden izin sağlandığını bildirmektedir.
Örneklem: Sonuç ve Tablo 1'e göre 500 çocuk; 254 kız ve 246 erkek. Özet içindeki 529 çocuk ifadesi diğer bölümlerle uyumlu değildir.
Yaş aralığı: Başlık, özet ve sonuçlarda 3-5 yaş; hipotez ve yöntem bölümünde 3-6 yaş yazmaktadır. Kaynak bu farklılığı açıklamamaktadır.
Örnekleme: Özet çok aşamalı örnekleme stratejisi bildirmektedir. Yöntemde özel ve devlet okullarından örnek alındığı, seçimin kura/chit yöntemiyle yapıldığı belirtilmektedir; örnekleme aşamalarının ayrıntılı akışı raporlanmamıştır.
Klinik değerlendirme: Doğal ışık altında, tek muayene ediciyle ADA Type IV klinik muayene olarak tanımlanmıştır.
Ölçülen ana özellikler: Süt molar ilişkisi, süt kanin ilişkisi, overjet, overbite, açık kapanış, anterior ve posterior çapraz kapanış, primat aralıkları, fizyolojik aralıklar ve çapraşıklık.
İstatistik: SPSS Version 25; Shapiro-Wilk normallik testi; frekans ve dağılım; anlamlılık eşiği p<0,05. Tablo 1'deki cinsiyet karşılaştırmalarına ait p değerlerini üreten kesin çıkarımsal test kaynakta açıkça belirtilmemiştir.
Finansman: Kaynakta ayrı bir finansman beyanı görülmemiştir.
Teşekkür: Yazarlar Vivekanandha Dental College for Women, Tiruchengode bünyesindeki Pedodontics & Preventive Dentistry bölümüne teşekkür etmektedir.
Çıkar çatışması: Kaynak metinde görünür ayrı bir çıkar çatışması beyanı tespit edilmemiştir.
Veri erişilebilirliği: Katılımcı düzeyindeki ham veriye ilişkin ayrı bir veri erişilebilirliği beyanı verilmemiştir. Yayın, toplulaştırılmış sayı ve yüzdeleri Tablo 1 ve dört grafikle sunmaktadır.
Yazar katkıları / CRediT: Kaynakta ayrı bir CRediT veya yazar katkı beyanı görülmemiştir.
Temel yorum sınırı: Kesitsel bulgular mevcut süt dişlenmesi özelliklerinin prevalansını gösterir; kalıcı dişlenmedeki bireysel sonucu, nedenselliği veya bir ortodontik tedavinin etkinliğini kanıtlamaz.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir